İslâm, bu toplumları taşıdıkları isimlere, etiketlere ve edindikleri sloganlara göre değerlendirmez. Sonuç itibariyle hepsi, yaşam biçimlerini İslâm şeriatının istediği şekilde tek Allah'a kulluğa dayandırmama gerçeğinde birleşirler. Bunun içindir ki Müslümanlık iddiasında bulunan bu toplumlar da aynı vasfı, yani cahiliye toplumu olma vasfını paylaşırlar.
Bellibaşlı insanî vasıfları ön plana çıkaran ve tesis ettiği insanî toplumda bunları yüceltip geliştiren Rabbani yöntemi
ile İslâm, diğer sistemlerden tamamen ayrılmış ve ayılmaya da devam edecektir. Onun Rabbanî yöntemini bırakıp başka yöntem arayanlar, ırk, milliyet, vatan ve sınıf gibi farklı esaslara dayanan pis, kokuşmuş beşerî yöntemleri kabullenenler gerçekte insanın düşmanıdırlar.
Egemen İslâm toplumunda Arap, Fars, Suriyeli, Mısırlı, Mağribli, Türk, Çinli, Hintli, Romalı, Yunanlı, Endonezyalı, Afrikalı ve daha birçok kavim, ırk bir araya gelmiş, İslâm toplumunu ve medeniyetini tesis için her birinin sahip olduğu özellikler birbiriyle dayanışma içerisinde kaynaşarak düzenli bir şekilde toplanmıştı. Bundan dolayıdır ki bu muhteşem medeniyet, asla bir Arap medeniyeti olmamış. İslâm medeniyeti olmuştur. Yine bu medeniyet, ırka değil, her zaman için akîdeye dayanmıştır.