Er. Ç

Er. Ç
@Erdal_cetin
Stop the world, I want to get off at a convenient place. Dünyayı durdurun, müsait bir yerde inmek istiyorum.
Hacı Alinin ısrarlarına rağmen, sarı dokuma örtülü sedire çıkmağa cesaret edemedi. Kapının dibindeki bir şilteye diz üstü oturarak: Elbayâü minel' îman,.. Hani, biz medresede okumuş adamlarız. Dedi. Hacı Ali Efendi, iki giro, evvel, belediye meclisinde, müderrisler aleyhinde söylenen gözleri hatırladı. Aleyhtarlar, azanın en ileri gelenleri, en acar ve çenebazları oldukları için, orada cevap bulup verememişti. Yumruğunu pencereye doğru uzatarak: Teres herifler, dedeniz yaşında adamlara karşı, bacak bacak üstüne atıp ötmesini bilirsiniz. Geliri de, gözlerinizle görün... Medresede okumuş adamın terbiyesi bakalım hanginizde var?... Diye söylendi. Hacı Ali Efendi, Bursanın eski ve büyük bir ailesine mensuptu. Çocukluğunda
Reklam
hafız! Hacı hafız merhum olmuş diye ben, niçin senin babalığın oluyorum ? — Hani, fakir onun mahdumu hafız llyasım da... Ali Efendinin çehresi, birdenbire açıldı; sevinçle: — Hâ; şu cihetten... Oğlum îlyas, diye, merhum daima bahsederdi... îlyas Efendisensin ha!.. Memnun oldum. Ey gel bakalım, içeri gir hafız... Hafız îlyas, kapının dışında lâpçınlarını çıkardı, heybesini, şemsiyesini kapının arkasına bıraktı. Ev sahibinin arkasndan,!-' korka korka yandaki misafir odasına girdi. Hacı Ali Efendi, merdivenin alt başından yüksek sesle mangal, kahve, tütün emrederken, Hafız efendi de, ayna ve konsollara, duvarda asılı yazı levhalariyle kart postallara, uçurtma kâğıdından tırtıllar ve oymalarla süslenmiş raflara, guguklu saatlere hayran hayran bakıyor, bu ihtişam ve ziynetten korkmuş gibi, kendini gizliyecek bir köşe arıyordu
Kapıda, uzun bir münakaşa oldu. Gelen, galiba ne istediğini Elif ablaya anlatamıyordu. Hacı Ali Efendi, terliklerini giyerek, merdiven başına çıktı: ; — Kim o Elif abla? Ne oluyor? Bir saattir kapıda çene çalıyorsun. Diye seslendi. Elif: — Softa gibi bir adam... Hacı Hafız mı diyor, ne diyor an-lıyamıyorum. Diye cevap verdi. Hacı Efendi: — Sus bağırma... Allah müstahakkmı versin. Herif işitecek... Diyerek aşağı indi... Gelen adam, yumuk yüzlü, şaşı gözlü, ince seyrek sakallı, kuru paytak bir softa idi. Arkasında sarı bir îâta, omuznnda bir heybe vardı. — Hayrola molla; kimi arıyorsun?.. Hoca, cevap vermedi. Sade mahcup bir tavırla Hacı Ali Efendinin elini alıp iki kere öptü, başına koydu:
Tanrı Misafiri Mangal başında, akşam kahvesini içerlerken sokak kapısı akı sıkı çalınmağa başladı. Hacı Ali Efendi, keyifli bir surette gülümsedi: — Bu, bizim kiracının çalışı... Para getirmiş olacak. Dedi. Kaynanası dudaklarını büktü. Kiracının, ayın yirmisinden evvel para getirdiğini rüyada görse, hayra yormazdi. Müzeyyen, cumbanın kafesine abanmış, kapıyı çalam seçmeğe çalışıyordu: I — Efendi baba, galiba sarıklı bir adam... Dedi. Hacı Ali Efendi hayret etti: — Sarıklı adam kim acaba?.. Dilenci olmasm sakın?.. Haydi, Elif ablaya haber ver! Elif abla, evin aşçısıydı. Kulağı ağır işittiği için, kapının çalındığını daima yukarıdan haber vermek lâzım gelirdi

Er. Ç

, bir kitabı okumaya başladı
Reşat Nuri Güntekin
7.5/10 · 2.293 okunma