Er. Ç

Er. Ç
@Erdal_cetin
Stop the world, I want to get off at a convenient place. Dünyayı durdurun, müsait bir yerde inmek istiyorum.
Ama ameliyat günü Christina hâlâ çok kötüydü. Ayaklarına bakmadıkça ayakta durması imkânsızdı. Ellerine bakmadığı sürece elinde hiçbir şey tutamıyordu ve elleri oraya buraya savruluyordu. Bir şeyi almak üzere uzandığında veya yemek yemeye çalıştığında ıskalıyor veya çok sert bir şekilde hedefi buluyordu. Sanki çok önemli kontrol ve koordinasyon eksikliği vardı. Oturamıyordu bile, vücudu yıkılıyordu. Yüzü garip bir şekilde ifadesiz ve gevşekti, ağzı açıktı, kendine güvenli duruşu bile kaybolmuştu. Kısık bir sesle "Çok korkunç bir şey oldu, vücudumu hissedemiyorum. Çok garip bir şekilde bedenimi kaybettiğimi hissediyorum." dedi Bu inanılması mümkün olmayan bir şeydi, aklım karışmıştı ve karışmaya devam ediyordu. 'Bedenini mi kaybetmişti? Bu kadın çıldırmış mıydı? O zaman fiziksel durumu nasıldı? Baştan aşağıya kas hareketi ve kuvveti yıkıma uğramıştı. Farkına varmadığı gözlenen elleri kontrolsüzce savruluyor, vücudu sallanıyor ve hareketlerinin nedenini bulamıyordu. Sanki periferi'den (vücudunun uç noktalarından) hiç bilgi almıyor; kuvvet ve hareketle ilgili kontrol döngüleri felaket bir şekilde zarar görmüş gibi.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dergide başka bir fotoğraf bularak ona uzattım. "Bu havayolları taşıyıcısı. Gerçekten modern ötesi bir tasarım. Hiç daha önce buna benzer bir şey görmemiştim." dedi. "Peki bunun ismi nedir?" diye sordum. Yere baktı, şaşkın görünüyordu "Nimitz" deyiverdi. "Bir sorun mu var?" "Kahretsin tabii var. Hepsini adlarıyla bilirim ve bunu... Tabii Amiral Nimitz'i de fakat daha önce hiçbir araca ismini verdiklerini bilmiyordum." diye ateşli bir şekilde söylendi. Kızarak dergiyi yere fırlattı.
"Şuna bakar mısın?" diyerek ona bir ayna tuttum. "Aynaya bak ve bana ne gördüğünü söyle. Aynada sana bakan 19 yaşındaki bir genç mi?" Aniden yüzü kül gibi oldu ve sandalyesinin kollarına yapışarak "Aman Tanrım, ne oluyor? Bana ne olmuş böyle? Bu bir kâbus mu? Çıldırıyor muyum? Bu bir şaka mı?" diye fısıldayarak, çılgın bir şekilde şok geçirdi. "Hiçbir şey yok Jimmie, sadece bir hata, üzülecek hiçbir şey yok." diyerek onu sakinleştirdim ve camın yanına götürerek "Ne güzel bir bahar günü değil mi? Şuraya bak beyzbol oynayan çocukları görüyor musun?" dedim. Rengi yerine geldi ve gülümsemeye başladı. Ben de kahrolası aynayı alarak oradan kaçtım
Her seferinde, kontrolün dışındaki olaylardan dolayı, Dr. P.’nin durumunu uzun bir süre izleyemediğim, gözlem ve araştırma ile tarif edemediğim veya hastalığının sebeplerini bulamadığımdan dolayı pişmanlık duymuşumdu
Nöroloji ve psikoloji merakla, geri kalan her şeyden bahsetmesine rağmen, hemen hemen hiç muhakeme etme yeteneği üzerinde durmaz. Gerek Dr. R'de gördüğümüz gibi özel durumlarda, gerekse on ikinci ve on üçüncü hikâyelerdeki gibi, Korsakov veya frontal lob sendromu olan hastalarda muhakeme etme yeteneği tamamen bozulur. Halbuki muhakeme yeteneği pek çok nöropsikolojik bozuklukların özünü teşkil eder. Muhakeme ve kimlik belki sonuç itibariyle etkilenen alanlardır ama nöropsikoloji bunlardan hiç bahsetmez