Bu kitap hazır olduğuna göre
onu parçalamaları için mantarlara teslim edebilirim. Kitabın ıslattığım
bir kopyasına Pleurotus miselyumu ekeceğim. Miselyum sözcükleri ve
sayfaları yiye yiye kapak içine ulaşıp kapaklardan istiridye mantarları
fışkırdığındaysa onları yiyeceğim. Bir başka kopyanın sayfalarını ko-
parıp kâğıttaki selülozu zayıf asitle şekerlere parçalayacağım. Bu şeker
çözeltisine maya ekleyeceğim. Mayalanıp biraya dönüştüğü zaman da
onu içip döngüyü tamamlayacağım.
Mantarlar dünyaları yapar, dünyaları parçalar.
Yaklaşık on milyon yıl önce, vücudumuzda alkolü zehirsiz hale getirmek için kullanılan alkol dehidrogenaz enzimi (ADH4) bir mutasyon geçirdi ve bu mutasyon sayesinde enzimin verimi kırk kat arttı. Mutasyon goriller, şempanzeler ve bonobolarla aramızdaki son ortak atada
gerçekleşmişti. Bu değişmiş ADH4 olmadığında azıcık alkol bile zehirlidir. Değişmiş ADH4 varsa alkol tüketimi güvenli hale gelir ve alkol
vücudumuz tarafından bir enerji kaynağı olarak kullanılabilir. Atalarımız insan olmadan, bizler alkole ve onu üreten maya kültürlerine kültürel ve manevi bir anlam yüklemeye başlamadan çok önce, mayalara
metabolik bir anlam yükleyebilecek enzim vücudumuzda evrilmişti.
Bazen dünyayı bilinçli bir çaba göstermeksizin taklit ederiz. Köpek sahipleri köpeklerine benzer; biyologlar önünde sonunda inceledikleri konu gibi davranmaya başlar.
Evrim biyoloğu Richard
Lewontin, neredeyse "modern bilimin bütünü, insanların doğrudan
tecrübe edemediği fenomenleri açıklamaya çalışır," der ve bu nedenle
metaforlar olmadan “bilimle uğraşma”nın imkânsız olduğunu vurgular. Metaforlar ve analojiler insanların hikâyeleri ve değerleriyle
yoğrulduğu için -bu dahil- hiçbir bilimsel görüş kültürel yanlılıktan
azade olamaz.