Kişisel yorumların kızarmayı ne-
den özellikle tetiklediği ve en güçlü etkenin neden utangaçlık
olduğu böylelikle ortaya çıkar; nitekim utangaçlık başkaları-
nın varlığına ve fikrine bağlıdır ve utangaç insanlar da her
zaman yüksek bir öz-bilince sahiptir.
Utangaçlık öz-dikkate bağlı olduğundan, çocukları utan-
gaç olmakla eleştirmenin onlara yarardan çok zarar geti-
receğini savunanların ne kadar haklı olduğunu görebiliriz,
çünkü bu şekilde eleştirilmek dikkatlerini kendilerine daha
da fazla yöneltmelerine neden olur. Sıkça vurgulandığı gibi,
“merhametsiz gözlemcinin meraklı bakışları altında duygu-
larının sürekli gözetlenmesi, yüz ifadelerinin incelenmesi ve
hassasiyet düzeylerinin ölçülmesi, genç insanları en çok in-
citen şeydir. Bu tür incelemelerin baskısı altında ezilmişken,
tek düşünebildikleri birinin kendilerine bakmakta olduğu ve
tek hissedebildikleri de utanç veya kaygıdır."34
Acı çeken kişi yapabileceği hiçbir şey kalmadığının tam
anlamıyla bilincine vardığında, o çıldırtıcı kederin yerini
umutsuzluk veya derin bir hüzün alır. Böyle biri hareket etmeden oturur veya yavaşça ileri geri sallanır; dolaşımı yavaşlar; nefes almayı âdeta unutur²¹ ve derin derin iç çeker.
Tüm bunlar beynin tepki vermesine yol açar ve bir süre sonra çöken bitkinlikle birlikte kas felci ve bakışlarda donuklaşma meydana gelir. İlişkili alışkanlık acı çeken kişiyi artık
eyleme teşvik etmediği için arkadaşları onu harekete geçmeye zorlar ve sessiz, durgun bir kedere kapılmaması yönünde
telkinde bulunur. Çaba sarf etmek kalp etkinliğini artırır ve
bu da beynin tepki vermesini sağlayarak zihnin bu ağır yükü
taşımasına yardımcı olur.