Bazıları, başkalarının acısına uzaktan bakıp kederlenmekle iyi insan olunabileceğini sanıyor. Hatta sadece kendi iyiliğinin altını çizebilmek için üzüntüsünü ele güne duyurmaya çalışıyor. Oysa şunu iyice öğrendim ki, vicdandan en çok söz edenler, sadece başkalarının kurbanlarına üzülen katiller.
Kitabı okurken ana karakterle öle bütünleştim ki Dostoyevski’nin kitaplarında karakterin iç dünyasında kaybolmak gibiydi Martin Eden. Bu yüzden incelememi kitabın ana karakterine bir mektupla bitirmek istiyorum.
Ah Martin! seninle önce benim ruhum öldü, sonra da insanlık öldü. Neden yaptın kendine Martin Eden bunu. O kadar inanmıştım ki Ruth’un sevgisine layık olabilmek için Fizik çalışan, cebir çalışan o adamın azmine. Sen en iyi sonu hak ettin Martin Eden. Varsın dünya sadece kirlenenlerin olsun be. Sen neden tertemiz kalbini bir okyanusa atlayıp yıkamaya kalktın ki hem de böle kirli insanların dünyasında.
Merhaba; çok özel bir kitap çalışmasıyla karşınızdayım. Nermin Yıldırım,bu kitabıyla anladım ki, Türk Edebiyatı’nın kazandığı özel bir değer olma yolunda ilerlemiş. Nermin Yıldırım’ın bu kitabı kendisini sosyolojik ve psikolojik açıdan geliştirdiğini gösterdi bana. Nermin yıldırım bu kitabında Türk Edebiyatı’na başarılı sürpriz son kurgulayabilme katkısını sunmuş. Edebiyatımız, son yıllarda Ahmet Ümit’in önceden tahmin edilebilen kitap sonlarının, üzüntüsünü yaşıyordu. Nermin Yıldırım sayesinde başarılı bir son yaratmanın,okuyucuyu ters köşe yapabilmenin yeni nesil yazarlarla da mümkün olduğunu görmüş olduk. Ben hikayeye hep saygı duydum, dilkatimi en toplayabildiğim anlarda okumaya özen gösterdim. Uzun zamandır okumaya dikkatimi toplayamıyorken bu kitap ilaç gibi geldi. Olumsuz eleştirim kitap içinde kullanılan isim soyisimlerinin çok basit oluşu, zengin birinin soyadının paşazade olması gibi, beni biraz üzdü.
Bu konuda iyileştirmeler yapmalı yazar.