Ah niçin bir iz arıyoruz, niçin nedenler, sonuçlar, niçin anılan, andıkça yaşaran gözler arıyoruz? Bir yüreğin sıkılmasını, avuçların terlemesini, boğazın kurumasını, beynin çatlarcasına zonklamasını istiyoruz? Bekliyoruz. Niçin geriye dönüp bakmak; geriye dönüp bakınca arkada önemli bir şey bulmak istiyoruz?
Yasak edilmesi gereken sevişme; içinde birazcık da olsa sahteliği, yalanı, çıkan, korkaklığı barındıran sevişme yasaklanmalı. Ah hiçbir zaman, hiçbir şeyi yitirmeyeceğim sanarak tüketmek kendini. Tükenişine seyirci kalmak, bu yasaklanmalı.
Hiçbir şeyin konmadı adı; sessizliğin. Saatlerce karşı karşıya otururken bir duvar gibi katılaşan sessizliğin; sahte sevişmelerde dökülen sıkıntı terlerinin; bütün anlamlarım yitiren evetlerin; hayırların; her gece yatmadan önce havagazı ocağını kapamanın; kirlenen ve eskiyen eşyalara bekçilik etmenin; hor görmelerin; aşağılamaların; birbirinin zayıf yönlerine sevinmenin; yakalanan ahmaklıklarla edilen gizli alayların; bu alayı gizleme çabalarının; acımadan acır, anlamadan anlar görünmenin; bütün bu ufak, büyük, bu soluksuz bırakacak kadar önemli şeylerin adı konmadı. Konabilir miydi?