Daha önceleri bildiğim, bildiğimi sandığım şeyleri kurcalamanın zamanı. İstemenin, bilmenin yeni anlamlar kazanmasının. Bilmenin, istemenin yeni başlayacağını, bu yeniye emekleyerek de olsa başlamak gerektiğini, kendisini buna zorlayan bir şeylerin varlığını, hiç düşünmemiş olduğu şeylerin varlığım, onu bu noktaya getirmiş olan eski istemelerin, bilmelerin altında yatan zorlamaların varlığını, neyin ne olduğunu anlamanın zamanı. Yoksa kolum takılır kalır bir yerlerde. Onu bu noktaya getirmiş olan bilmeyişlerden, düşünmeyişlerden silkinmenin, şimdiye dek, Hilton Oteli Beşiktaş’a nasıl yabancıysa kendisine öylesine uzak olan “niçin” leri bilmenin zamanı. Yoksa hep bilmemek, düşünmemek, bir şaşkın ördek gibi, şaşkın ördekliği kendi seçen bir ördek gibi yüzmek, sağa sola -sazlar arasında, hep aynı göl parçasında uçuşmak.
Ya sen niçin geliyorsun üniversiteye? Bütün bunları, sadece daha şık biçimde olmak şartıyla sen de istemiyor musun? Beğenilerine uygun bir kızla Vivaldi dinlemek, bir yatak ilişkisi kurmak, biraz okumak, iyi filmler seyretmek, tiyatroya, konsere gitmek, dünya kültürünün büyük adlarını bilmek, her ad üstüne söyleyebilecek birkaç cümlesi olmaktan öte ne istiyorsun? Bütün bunlar, yatma konusu dışında çok kolay elde edilir şeyler değil mi? Belki yatma konusundaki çözülmezliğin verdiği sıkıntıyla, karşı çıkarmış gibi, isyan edermiş gibi, bir şeyleri zorlarmış gibisin. Şimdi bir Parisli ya da Londralı burjuva çocuğu olsan, tek bir sıkıntın kalmazdı.
Hiçbir şeycikler yapmadan dehlizler, kendiliğinden açılıvermez aydınlığa. Düşlerden, sıkıntılı düşlerden uyandır, oh diye. Aslında uyduruk aydınlıklar yok. Dehlizlerden öylece yürüyüverip orman bitimine çıkıvermek, güneşe çıkıvermek yok. Şaşkın ördekler gibi sağa sola koşup sonunda oh, demek yok. Sonunun yüzde yüz açığa çıkacağını bilmeden, bunu bilmeden, dehlize girip çıkıvermek yok. Sınav buydu.
Bunca yaşamışlığın yanından insanların bakmadan, aldırışsız geçip gidivermeleri, hayır bunu istemiyordu! Yüreğimi attım ortalığa kimseler üstüne basmadan geçti. Bu şarkıyı unutmak istiyordu, son rezilliğini paylaşmak istiyordu. Bir duyguyu tek başına yaşamak, acı çekmek tek başına, bundan sadece genç âşıklar hoşlanır.