Hayat, gitgide artan külfetiyle bir kara duman hâlinde ufkumuzu karartmakta ve basiretlerimizi köreltmektedir. Yeni bir iman zindeliğiyle sarsılmak için idraki şoka sokan fevkalâdelikleri mi bekleyeceğiz?! İnsan, irâdesini kullanarak bu şartlanmaya karşı mukavemet etmeli değil midir?!
Allahu Azimüşşan bütün canlı varlıklar için sadece "rızık" tekeffülünde bulunmuş ve ondan gayri hiçbir şey için bir garanti beyan buyurmamıştır. Böyle olduğu hâlde az veya çok nzk endişesi taşımayan bir insan yok gibidir ki, bunun gerçek sebebi de imanda kemâle ulaşamamaktan başka bir şey değildir.
Bizler, otuz yıl önce sakalları yeni yeni çıkmaya başlayan, avuçlarında küre-i arzı çevireceklerini hayal eden, dünyaya karşı cüretkâr bizler, bugün yaşanmışlıkların öğrettikleriyle daha sakin ve daha ağırbaşlı gibiyiz.