Adamı bir haşere gibi görüyor ayağının altında eziveresi geliyordu. Varlığına katlanabilmek için, sık sık "günün birinde ağzını yüzünü dağıtacağım" diye avuturdu kendini
Bir işe dikkatimizi tam olarak verebilmek birkaç on yıl öncesine kadar en doğal yetilerimizden biriyken artık bu yetimizi kullanabilmek için aracılara ihtiyaç duyuyor olmamız, düşünülmesi gereken bir konu olarak önümüzde duruyor.
Duvarlarımıza dönüp baktığımızda, neden yazdığımızı ve ne anlama geldiğini artık hatırlamadığımız gönderilerle karşılaşıyoruz. Birkaç yıl önce yazdığımız ve o an için anlamlı gelen bir gönderi, bizim için anlamlı gelmek bir yana artık hatırlamadığımız ve kendimizin yazdığından bile şüphe duyduğumuz anlamsız birer söz yığınına dönüşüyor.
2010 sonrası hayatımıza giren sosyal ağlarda ve dijital medyada hafızaya yer yoktur. Dijital mecralarda her şey anlıktır. Durmaya, durup düşünmeye yer yoktur. Çünkü dijital medya sürekli akış üzerinden bir ekonomik değer var eder.
bugün dünya, eğer bir felaket yaşayacaksa, bunun sebebi doğayı ihtiyaçtan fazla tüketmemizden başka bir şey değildir. Daha çok kazanma hırsı, kazanırken her yolu mübah görme alışkanlığı ve başarıyla kazanmayı ancak maddi bir şeyler elde etme durumu olarak görme yanılgısıdır dünyayı felakete götüren.