Eğer kendimizi tanımaya çalışıyor ve hakikat peşinde yürüyorsak soruları bir kenara bırakmamız gerekiyor. Hakikatte hiçbir sorunun “kesinlikle evet” veya “kesinlikle hayır” diye bir cevabı yoktur çünkü. Felsefeciler gibi şüpheye düşmek değildir bu. Aksine hakikate ulaşan kişi emindir. Varsayımlar ile uğraşmak yerine yolunda yürür.
"Her şey mümkün olabilir." Yolculuk düşündüğümüz gibi olmayabilir. Gerçek olan şey, bize taban tabana zıt da olabilir. Peki öyleyse bizi değerli yapan şey ne?
Teslimiyetimiz.
Her şeyin mümkün olabileceğini kabul etmek demek teslimiyet demek. Bu yolda ilk adım teslimiyetle atılıyor öyleyse...
Bırak hayat sana rağmen değil seninle aksın. “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir “ diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
"Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin."
Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an, burada mevcut. Ne zaman ki birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarırsak cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak tepetaklak cehenneme düşüveririz.