Erkan GÜL

Erkan GÜL
@Erkan3434
İstanbul
31 Ekim
111 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Bir zamanlar Hz. Hamza'nın gece ve yıldızlar eşliğinde hakikat yolculuğunun zemini olan çöl ufkunu, plazalar ve yüksek oteller kaplıyor. Londra'daki Big Ben'den esinlenerek yapılan dünyadaki ikinci yüksek bina olan Mekke Saat Kulesi, imha edilen Osmanlı kalesinin ve camiden yüksek ev inşa etmeyen bir mimari edebin yıkıntıları üzerinde yükseliyor. Mekke ve Medine’de Peygamberimizle ilgıli olan ne varsa bir buldozerin görüş alanına emanet. Hz. Hatice'nin evi üzerine umumi tuvaletler inşa edilmiş, Hz. Ebu Bekir'in evinin mekânı Hilton otelinin sınırları içinde kalmış. Ama haklarını yemeyelim, Mescidi Haram'ın mahremiyeti yerle bir edilirken Starbucks'ta kadın-erkek ayrı hizmet veriliyor.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Öldürmeyi, zevk ve skor olarak oyuncularına geri döndüren şiddet içerikli video oyunlarında bir patlama yaşanıyor. Peki bu, sistemli bir seferberliğin veya bir kötü niyetin tezahürü olabilir mi? Nefesinizi tutun. Birinci ve ikinci cihan harplerinde ABD ordusunda ateş hattında yer alan askerlerin ancak yüzde 15 ila 20'sinin silahlarını ateşlediği, Marshall istatistiği ile kayıtlara geçmiş. Bu fire, savaş mekanizması için büyük bir kayıp. Insan büyük savaşların ortasında dahi insanı öldürmekten imtina ediyor. Sonra ABD'de gizli bir el önce televizyon, sonra bilgisayar ekranlarında insan öldürmeyi yaygınlaştırıyor; bir tür Pavlovcu koşulanmayla, öldüren kişinin bir suçluluk değil bir zafer hissiyle tanışmasını sağlıyor. Öldürme eylemi suçluluk hissinden arındırılıyor. Toplum başkasının acı ve ıstırabına duyarsızlaştırılıyor. Sonuç: ABD ordusu Kore'de karavana atış oranlarını çok düşürüyor, Vietnam savaşında ise karavana atış neredeyse yüzde 3'lere iniyor. Amerikan askeri, şiddet içerikli film ve oyunlarla gözünü kırpmadan öldürmeyi öğreniyor. Bugün ekran şiddetiyle sokaktaki şiddeti ilişkilendiren 1.000'in üzerinde bilimsel çalışma var.
Sayfa 367·Kitabı okudu
İnternet birçok alanda, sadece istediğimizi almamıza imkân tanıyor. Dinlemek istediğimiz şarkı, okumak istediğimiz haber, aradığımız özel bilgi, hepsi bizim sınırlandırdığımız çerçeve içinde bize sunuluyor. İlgi alanlarımıza ait abonelikler yaparak, tamamen kişiselleştirilmiş ve sevdiğimiz bir yaşam alanı oluşturabiliyoruz kendimize. Kulağa hoş geliyor olsa da bu durumun ister istemez yarattığı bazı sonuçlar var. Öncelikli olarak, insanların sadece kendilerine cazip gelen haberleri, bilgileri okuması, eğlenceye bu şekilde ulaşması yahut sadece kendilerine cazip gelen kişilerle iletişime geçmesi, toplum bilincinden uzaklaşılmasına ve kendilik ihtiyaçlarının sınırlandırılmasına neden olur. Bir diğer deyişle, kişi kendi ihtiyaçları dışında var olan her şeye karşı yabancılaşır ve toplumsal bilincini yitirir. Bireysel olan toplumsal olana bir kez daha üstün gelir. Oysa işbirliği ve yardımlaşma, insanın bilişsel evriminin ve hayatta kalmasının temel koşullarındandır. Bizi ötekinin ihtiyacına ya da sesine sağır eden bir teknoloji, bugün değil ama belki gelecekte, toplumsal yaşantımızı ve bu dünyadaki varlığımızı telafisi mümkün olmayan bir yıkıma uğratabilir.
Sayfa 352·Kitabı okudu
Zamanla yarışan insanlar var, mutlaka bazılarını tanımışsınızdır. Hep aceleleri ve yapılacak işleri var. Her işleri önemli ve hepsini sadece onlar yapmalı. Bazen bu insanların kendilerine sürekli iş icat ettiğini düşünürüm. İnsan bunu kendine neden yapsın, diye sormayın çünkü bu çok yoğun olma hissi ile varlıklarını anlamlandırmaya çalışırlar. Aşırı meşguliyet bir tür narsisistik kafes. Kendini çok meşgul eden işkoliklerin böylece kendilerini daha önemli hissettiğini söyleyebiliriz. Varoluşsal yaralarımıza bir pansuman gibi.
Sayfa 162·Kitabı okudu
Chatfield ın yazdığına göre "2008 yılında bir trilyon internet sayfası olduğu tahmin ediliyordu. Üç yıl sonra, bu sayıyı tahmin etmek bile anlamsızlaştı, artık trilyonlara ulaşmış durumda. Matbaanın icadının ardından geçen beş yüz yılda, her dil ve nüsha hesaba katıldığında, yaklaşık yüz milyar kitap yayımlandı. Bu bilgi hacmi günümüzde internete bir ayda yüklenen içeriğin miktarından daha az."
Sayfa 151·Kitabı okudu