Erkan GÜL

Mahrumiyet bazen bir korumadır. Allah seni bir şey den uzak tuttuğunda belki de seni ondan koruyordur. Ama günah içindeyken sana vermeye devam ettiğinde seni kendinden uzaklaştırıyordur. O yüzden "Niye Allah bana vermiyor?" diye yakınma. Belki o, seni ateşten sakınıyordur. Asıl kork, "Niye bu kadar kolay veriyor?" diye. Çünkü bazen rahmet gibi görünen şey, yavaş bir uzaklaşmadır. İstidråcın başlangıcı sessizdir. Kalp yavaş yavaş dünyaya alışır gözü doymaz, kulağı öğüt duymaz. Zikir ağır gelir, gösteriş tatlı. Allah'ın adı eskisi kadar titreşmez dudaklarında. Ama işler iyi gidiyordur, tam da işte o sırada çöküş başlamıştır.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Reklam
YAZIKLAR OLSUN ÖLÇÜ VE TARTIDA HİLEYAPANLARA( Mutaffifin 1. Ayet)
Tatfif, küçük bir eksiltmeydi. Bir satıcının "Ne olacak canım" diyerek yaptığı önemsiz bir hile ama Allah, o küçük hile için bir sûre indirdi. Çünkü mesele hilenin büyüklüğü değil, vicdanın küçülmesiydi. Bugün de modern in-san, adaletin ölçüsünü gram gram eksiltiyor: Bir işveren, işçisinden bir parça hakkı kesiyor; bir bürokrat, vatandaşın vaktini çalıyor; bir akademisyen, emeğiyle değil, çevresiyle yükseliyor; bir doktor, mesaisini yoksula değil, paraya adıyor. Hepsi küçük kesintiler... Ama küçük kesintiler birikir, adaletin büyük çöküşünü hazırlar. Bugünün mutaffifleri, artık tartıda değil, vicdanda hile yapıyor. Bir "beğeni" eksiltiyor, bir "teşekkür" esirgiyor, bir "selâm"ı küçümsüyor. Kendine merhamet, başkasına yargı; kendine hoşgörü, başkasına infaz… İşte modern tatfif budur.
Sayfa 67·Kitabı okudu
KADIN HAGİ SUÇTAN DOLAYI ÖLDÜRÜLDÜ Tekvir Suresi 9. Ayet
"Kadın, hangi suçtan dolayı öldürüldü?" Kur'ân-ı Kerîm, bu cümleyi bir âyet gibi değil, bir ayna gibi insanlığın önüne bırakır. Ve o aynaya bakan herkes, kendi süretini görür; kendi toplumunu, kendi çağını ve belki de kendi sessizliğini. Bu âyet, bir çölün değil, bütün çağların kalbine inmiştir. Çünkü insanlık hâlâ aynı günahı işler, yalnızca mezarın biçimini değiştirir. Artık kürek yerine klavye, mezar taşı yerine "beğeni" sayısı vardır. Kadın toprağa değil; ekrana, sisteme, pazara, görselliğe gömülür. Ölmez ama ölü gibi yaşar.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Dün bir aynadır: Ders al ama içine düşme. Bugün bir sahnedir: Yaşa ama oyalanma. Yarın bir vadidir: Umut et ama erteleme. Geçmişe takılan, pişmanlığın zindanında ya-şar. Geleceğin kaygısına kapılan, korkunun esiri olur. Ve sadece bugün de oyalanan, rahatın içinde çürür. Bilgelik, bu üç kapıyı dengeyle geçmektir: Dünden öğren, bugünü yaşa, yarına yürü. Hayat, taşıyamadıklarını bırakma sanatıdır. Eğer birini, bir şehri, bir hayali kaybettiysen bil ki bu eksilme değil, hafifleme.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Modern nöropsikolpi “ Sesli tekrarlanan kutsal kelimeler -örneğin İnşirah Suresi- vagus sinirini uyarır, kalp ritmini düzenler, beynin stres merkezlerini sakinleştirir “ der. Yani zikir, sadece ibadet değil, ruhun ve bedenin birlikte nefes almasıdır.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Reklam