Türkiye'de entellerle halk arasındaki kopukluğun temel nedeni din ortak paydasında buluşamamaktır. Aralarındaki en büyük engel dine bakışlarıdır. Buluşmak, illa aynı ritüelleri gerçekletirmek, aynı inançları paylaşmak anlamına gelmiyor. Fakat bir tarafta, dini uygulamaları yerine getirmeseler bile, dine saygı duyan bir kitle; diğer tarafta ise, dini küçümseyen, onu yok edilmesi gereken bir düşman gibi algılayan enteller var.
Sağ cenaha baktığımızda, entellerin halkla din ortak paydasında bir şekilde buluştuğunu görüyoruz. Dindarlık düzeyleri farklı olsa da en azından inanç düzeyinde, dine saygı duyma noktasında buluşuyorlar. Psikiyatr Cem Mumcu'nun verdiği bir örneği burada kullanabiliriz. Diyor ki, "Türk entelleri cenazelerini nasıl gömeceklerini, cenaze törenlerini nasıl yapacaklarını bilmezler. Ölüleri olduğu zaman camiye giderler, orada halk olmazsa cenazeleri ortada kalır. Tabutu nasıl taşıyacaklarını bilmezler." Burada entelden kasıt, din olayına yabancılaşmış, özellikle sol cenahta yer alan, sosyalist söylemden beslenen ve toplumun dini kimliği ile kendilerini hiçbir şekilde özdeşleştirmeyen tiplerdir. Şimdi, aynı cenaze ortamını sağ cenah için düşünün. Sağ kesimde böyle bir tablo ile karşılaşmazsınız. Sağ cenahın enteli, o cenazenin sahipleriyle veya sıradan vatandaşla belki aynı kahvede oturmaz, aynı müziği dinlemez, ama buluştukları bir ortak nokta vardır. Sağ cenahın enteli, belki normalde namaz kılmaz, ama gelip orada cenaze namazını kılar, tabutun nasıl tutulacağını bilir. Halkın kültürüne yabancı değildir.