Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Basitçe müziğin öze, hakikate doğru olduğunu dramanın veya çeşitli sanatların ise bunun bir yorumu/yansıması olduğunu anlatmaya çalışıyor Nietzsche. Kendisinin felsefesi hakkında ama iyi ama kötü bilgi sahibi olduğumdan dolayı okuması biraz zordu açıkçası, zira ilk felsefe kitabı Fritz'in ve geç görüşlerine karşı ciddi aykırılıklar var. On altı yıl sonra yazdığı önsözde de iyi sallamış zaten kendi fikirlerine ve bu fikirleri yücelten romantiklere. Ama yine de Nietzsche'yi daha iyi tanımak için, özellikle felsefesinin gelişimi üzerine ilgisi olanların okuması gereken bir kitap.
Ben kitapta Apollon/Dionysos dikotomisini ve özellikle Dionysos üzerinden neredeyse (hatta neredeyse bile değil) din kurmasını baya bu ne arkadaş diyerek okudum. Ancak şunun da not edilmesi lazım ki, Apollon tarafını bir yanılsama olarak görse de, övmesini ve çok güzel de olabilir demesini biliyor. Burada Apollonculuk dediği şey biraz Schopenhauerci anlamda perdenin bu tarafını temsil eden bir kullanım, fakat Schopenhauer der ki tamamen bırak o işi, burası bomboş, istençtir bütün acıların kaynağı vesaire. Nietzsche her ne kadar Dionsyos'a tapınmaya getirse de işi Apolloncu yaklaşımı da övmesi ve Dionysos ile Apollonculuk arasında bağlar kurması, uzlaştırmaya çalışması, ikisinin de en iyi halini istemesi falan felsefesinin bu en Schopenhauerci en metafizikçi ilkel dönemlerinde bile gelecekte gideceği yönlerin hafif esintileri aslında. İşin sonunda kitabın sonlarına doğru Apollon ve Dionysos'u kardeş tanrılar olarak çağırmaya kadar götürüyor Nietzsche. Ve kitabın son sayfasında da ekliyor: "Hadi, şimdi peşimden tragedyaya gel ve benimle birlikte iki tanrının tapınağına da kurban ver!"
Buradaki ana gerilim metafizik, Schopenhauer delüzyonu ve Wagner etkisi karşısında hayatı olumlayıcı görüşler
Biz daha en başından mantıkdışı ve bu yüzden adaletsiz varlıklarız ve b u n u b i l e b i l i r i z: en büyük ve en çözülemez uyumsuzluklarından birisidir bu varoluşun.
"Tüm değerler tersyüz edilemez mi? Belki de kötüdür iyi? Ve tanrı sadece bir buluşu ve inceliğidir şeytanın? Belki de her şey sahtedir en temelinde? Ve biz aldatılanlar isek eğer, tam da bu yüzden aldatanlar da değil miyiz? Aldatanlar da olmamız gerekmez mi?"
Yüce ve seçkin insanların ödevleri şunlar olacaktır: gençliğe özgü haliyle o derin saygı, eskiden beri saygı duyulan ve şerefli olan her şey karşısında o ürperti ve o incelik; yetiştikleri toprağa, onlara yol gösterenlere, tapınmayı öğrendikleri tapınağa duyulan şükran - tam da en yüce anları en sıkı bağlayacaktır onları, en uzun süre yükümlü kılacaktır. Böylesine bağlanmış olanlar için bağlarından o büyük kurtuluş apansız, bir deprem gibi gelir.