Savaş sonrası Amerika'sında resim sanatı, sanatsal tatmine giden yol olarak kendiliğindenliği ve zihin-beden bütünselliğini keşfetmesi bakımından bebop caz ile örtüşüyordu, ancak başka pek çok etkisi de söz konusuydu. Bu etkilerden ikisi Alfred North Whitehead ve onun "süreç felsefesi" ile Carl Jung'un kolektif bilinçdışı fikriydi. Whitehead'in felsefesi, hatırlanacağı üzere, evrenin temel olarak çeşitli formlarıyla bir enerji alanı olduğunu ve by enerjinin ortak birleştirici alan olduğunu öne sürüyordu. Whitehead'e göre, canlı da cansız da tüm nesneler, daha düşük güçteki alanlarla çevrililer ama bunlar hepimizi birbirine bağlayan enerji düğümleridir. Jung'un kolektif bilinçdışı nosyonu da bizi birbirimize bağlar ve oldukça popüler olmuştur.