“Eve gittiğimde canım sıkkın olurdu… Hemen aşağı iner ve uyurdum. Çoluk çocuğa bağırdım. Bir keresinde gerçekten keyfim kaçmıştı - karım anlatacaktır.
Üç yaşında bir düve kesim bölümüne doğru ilerliyordu. Oracıkta doğurmak üzereydi, buzağının yarısı içeride yarısı dışarıdaydı. Öleceğini biliyordum, ben de buzağıyı çekip aldım. Of, of, patronum deliye döndü… Onlar bu buzağılara “sıvışma” diyor. Kanlarını kanser araştırmalarında kullanıyorlar. Buzağıyı istedi. Onlar genelde, ineğin bağırsakları bağırsak tezgahına döküldüğünde, buzağıyı ineğin rahmin keserek çıkarıyorlar. Önünde asılı duran bir ineğin içindeki yavrunun attığı tekmeleri, dışarı çıkma uğraşını görmek hiçbir şey ifade etmiyor.
Patronum buzağıyı istedi ama ben onu ağıla geri gönderdim… Şikayette bulundum - ustabaşına, denetçiye, kesim bölümü müfettişine. Hatta sığır eti bölümü müfettişine bile.
Bir gün kafeteryada, olan biten tüm bu pislik hakkında uzun uzun konuştuk. Çıldırmış gibiydim, bazı günler gidip duvarları yumrukluyordum, bir şey yapmıyolar diye… Şoklama alanında şimdiye kadar hiçbir veteriner görmedim. Kimse oraya gitmek istemiyor. Bak, ben eski bir denizciyim. Kan veya iç organlar bozmaz beni. Ama bu, insanlık dışı muamele. Ve bundan fazlasıyla var.”
İnsanlık dışı kesim faaliyetleri sıradan insanları sadistleştirebilir.
“Bazen hayvanlar hiç uyuşturumazlar. Bir tesiste, işçiler tarafından gizli bir video çekildi ve Washington Post‘a gönderildi. Filmde, şuuru açık hayvanların işlem hattına alınması ve bir öküzün ağzına elektrikli cop sokulması belgelendi. Post’a göre, “20’den fazla işçi, filmdeki ihlallerin sıradanlığına dikkat çekti ve idarecilerin olan bitenin farkında olduklarına dair yeminli yazılı ifade imzaladı.””
Endüstriyel süt, yumurta veya domuz üretiminin iç yüzünü çok az insan bilir. Oralarda neler olup bittiği hakkında çoğu tüketicinin cidden bilgisi yoktur. Olan biteni görseler çoğunun dehşete düşeceğinden eminim.