Kafka birden ışıklandırılmış havuzlarda yüzen balıklarla konuşmaya başladı: 'Nihayet huzur içinde bakabilirim size, artık sizi yemiyorum.'
Hayvan Yemek, insanların et yiyip yememesi konusunu bağımsız ve tarafsız bir gözle anlatan bir kitap değil. Bu bir pro-vejetaryen kitap. Kitabın teması bir cümleyle “Neden hayvan yememeliyiz?” olarak özetlenebilir.
Bu argüman tek bir kanaldan değil, olabildiğince farklı noktadan, aynı anda savunuluyor.
Yediğimiz türleri yok ettiğimiz ve bunun yapay bir yeni düzen oluşturduğu ve oluşturacağı,
“Günümüzde okyanuslarda bulunan ton balığı, köpekbalığı ve diğer yırtıcı balıkların sayısı elli ila yüz yıl öncekinin sadece onda biridir. Birçok bilim insanı, tüm balık türlerinin elli yıldan evvel yok olacağını öngörüyor.”
Et yemenin aslında çok verimsiz bir beslenme yöntemi olduğu,
“Bir hayvanın 1 kalorilik hayvan eti üretebilmesi için 6 ila 26 kalorilik yemlenmesi gerekiyor.”
Hayvancılık faaliyetlerinin çevreye ve insan sağlığına zararlı olduğu,
“Domuz endüstrisinin vermeyi arzuladığı izlenim, tarlaların domuz atıklarının toksinlerini emebileceğidir, ancak bunun doğru olmadığını biliyoruz. Artıklar su şebekelerine sızar ve amonyak ve hidrojen sülfit gibi zehirli gazlar buharlaşarak havaya karışır. Futbol sahası büyüklüğündeki lağım çukurları taşımaya yüz tuttuğunda, endüstrinin geri kalanı gibi Smithfield de sıvılaşmış gübreyi tarlalara püskürtür. Veya bazen, vahim nörolojik hastalıklara sebep olabilecek gazlar oluşturan saf dışkı buharını öylece havaya bırakır. Endüstriyel çiftliklerin yakınında yaşayanlar, kronik burun kanamaları, kulak ağrıları, ishal ve ciğer yanması gibi rahatsızlıklardan yakınıyor. Vatandaşlar, böylesi uygulamaları kısıtlayan yasaları yürürlüğe sokmayı başarsa da endüstrinin devlet üzerindeki muazzam etkisi, bu
Hayvan YemekJonathan Safran Foer · Siren Yayınları · 2012338 okunma
İnsanlar endüstriyel hayvancılık veya mezbaha koşulları altında insan olarak kalamaz. Şu anda, dünyadaki en kusursuz yabancılaşma örnekleri buralarda yaşanmaktadır.