Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İhracatta %70 ithal girdi oranı şehir efsanesidir. OECD verilerine göre 2016 yılı itibari ile %16,4 olarak gerçekleşmiştir. Merkez Bankası araştırmacılarımız, imalat sanayi ihracatçı firmaları için bu oranın %28,5 olduğunu hesaplamış. Görev süremiz boyunca bizler de ekonomi yorumcularına bu %70 oranının yanlış olduğunu, bunu televizyonlarda tekrar ederek vatandaşlarımızı yanılttıklarını ifade etmemize rağmen, bu söylem maalesef ısrarla ve belki de kasten sürdürülüyor.
Bu konuda yapılan akademik çalışmalar Türkiye'nin jeolojik olarak 8 bin ton metal altın (480 milyar dolar) potansiyelinden bahsediyor. Bugüne kadar bu potansiyelin yalnızca 382 tonluk (23 milyar dolar) kısmı çıkarılmış. Bu üretim de, buraya dikkat çekmek isterim, 2000 yılından itibaren başlayan bir üretim. Bir başka ifade ile Türkiye 2000 yılına kadar altın üretimi yapmazken, 2020 yılında 42 tonluk üretimi ile Avrupa'nın en fazla altın üreten ülkesi konumuna geldi.
Ak Parti döneminde yapılan tüm yatırımlar ile kayıp-kaçak oranı yüzde 20'lerden yüzde 13-14'e çekilmiş oldu. Buradaki kritik nokta ise şudur: Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini çıkardığımızda bu oran Avrupa ortalaması olan tek haneli rakamlara iniyor.
Devlet öncü olur, yol gösterir. Yerli ya da yabancı müteşebbisler, yatırımcılar da sizin oluşturduğunuz, regüle ettiğiniz piyasada ve size güvenerek ihtiyaç duyulan yatırımları yapar.