Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Demografik İşgal, Ümit Özdağ’ın Türkiye’nin güncel sorunları arasında en çok önem verdiği sığınmacı meselesi ile ilgili kaleme aldığı kitabı. Kitap boyunca gerek tarihten örneklerle, gerek güncel sayılarla, gerek gelecek projeksiyonlarla sadece Suriyeliler ya da Afganlar değil, ileride kapımıza dayanacak milyonların Türkiye için nasıl bir tehdit olacağını anlatıyor.
Ümit Hoca’nın Yeniçağ Gazetesi’nde 12 yıl önce ne yazdığını bilen, konuşmalarını ve metinlerini devamlı takip eden birisi olarak, kitapta yeni bir şey bulmadım. Bu benim için sadece bir derleme kitabı. Ancak “Bu adam ne anlatıyor?” diye merak edip, Zafer Partisi’ni ve Ümit Özdağ’ı tanımak isteyenler için iyi bir özet olacaktır.
Kitap, sınırımızdaki mayınların, Suriye iç savaşından önce sökülmeye başlandığını bize hatırlatarak, “Bombalandıkları için gelmediler, gelmeleri için bombalandılar.” tezini anımsatıyor.
“Türkiye, Suriye sınırının kontrol altına alınabilmesi ve özellikle kaçakçılığa mani olabilmek ve suçluların sınırı kolayca geçebilmesini önlemek için 1954 yılında 510 km uzunluğundaki bir bölümüne yer yer 350-400m genişliğinde bir bant şeklinde 615.419 anti personel mayını döşemişti.
Öte yandan da Türkiye Ottawa Sözleşmesi'ne 25 Eylül 2003'te katılmış, anlaşma 1 Mart 2004'te yürürlüğe girmiştir. Böylelikle Türkiye, 1 Mart 2014'e kadar tüm mayınları temizleme yükümlülüğü altına girmiştir. 2007-2013 arasında sınırımızdaki mayınlar aşamalı olarak temizlendi.”
Bunun sebebinin de Türkiye’de daha önce Türk-Kürt ve Alevi-Sünni iç savaşlarının denenmesinden sonra gerekli olan yeni fünye olduğunu söylüyor:
“İç savaş için bir dış "patlayıcı fünyeye" ihtiyaç vardır. Bu patlayıcı fünyenin Anadolu'ya yabancı, ikinci bir millet olarak getirilen Suriyeli Araplar olması tasarlanmıştır.”
Bu göçlerin Türkiye’ye getirdiği
Oysa Anadolu, gemileri ve uçakları değil ancak milletleri ve devletleri yutan bir "Bermuda Şeytan Üçgeni"dir. Anadolu'da Türklerden önce hüküm süren milletlerin en kabadayısı 300 sene hüküm sürmüştür. 1071'de Anadolu'ya tekrar geldik. 1000. seneyi dolduracağız.