Hennessy

Hennessy
@Ernes_to
"İnsanlar ölmekte olduğunuzu sanırlarsa, bütün dikkatlerini size veriyorlardı. Bu gün sizi son kez görüyor olma ihtimalleri varsa, sizi gerçekten görüyorlardı. Çek defterleriyle ve radyo şarkılarıyla ve dağılmış saçlarıyla ilgili her şey pencereden uçup gidiyordu. Bütün dikkatleri sizde oluyordu. İnsanlar kendi konuşma sıralarını beklemek yerine sizi dinliyorlardı."
Reklam
-Nereye gidiyorsun? +Dolaşacağım biraz. -Ben de geleyim, beraber dolaşırız? +Birlikte dolaşılmaz, birlikte gezilir, tek başına dolaşılır. Vertigo, 1958
Hayatta hiçbir zaman sahip olamayacağım yağmur ormanlarını yakmak istiyordum. Uzaya klorofluorokarbon gazları pompalayıp ozon tabakasında koca koca delikler açmak istiyordum. dev tankerlerin boşaltma vanalarını açmak, açık denizlerdeki petrol kuyularının kapaklarını kaldırmak istiyordum. Yemeye paramın yetmediği bütün balıkları öldürmek, asla göremeyeceğim fransız kumsallarını kirletmek istiyordum. Bütün dünyanın dibe vurmasını istiyordum.
-Sevdiğin biri var mı? -Evet -Seni seviyor mu? -Evet -Nereden biliyorsun? -Her seferinde okuması için ödünç verdiğim kitapları geri verirken içerisine çiçek koyuyor -O da insanlığı kurtarmak istiyor mu? -Evet -Nereden biliyorsun? -Altını çizdiği cümlelerden.
Aklını sorgulamak bir şey, gözlerinden ve kulaklarından şüphe etmek bambaşka bir şey. Ama hepsi bir değil mi? Hislerimiz beynimize giden vasat içerikler. Tabii, onlara bağlıyız. Onlara güveniyoruz. Etrafımızdaki dünyayı doğru bir şekilde resmettiklerine inanıyoruz. Ama ya korkunç gerçek yapamadıklarıysa? Algıladığımız şey biraz bile gerçek dünya değilse, zihnimizin en iyi tahmininden ibaretse? Ya elimizdeki tek şey karmakarışık bir gerçeklik, asla bütününü göremeyeceğimiz bulanık bir resimse?