Osman Yaşar

Osman Yaşar
@Ernest1
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
MEKTUP II
“ Biliyor musun Senden ayrılalı sakal bıraktım Zamanının akışına koyuverdim kendimi Gömleklerim kolalı değil artık Pantolonum ütülü değil Ayakkabım boyalı değil Öylesine değiştim ki Görsen tanıyamazsın Sabahları gün doğarken kalkıyorum İlk işim bir sigara yakmak oluyor Ve bir süre denizin hışırtısını dinliyorum Sonra, apansız sen geliyorsun aklıma Gözlerin, dudakların, ellerin geliyor Şimdi nerdesin kimbilir Yatağında uyuyor olmalısın Artık beni görme rüyalarında Korkarsın. Mevsim sonbahar malum ya Serde de kör olası şairlik var Boyuna hüzünlü şeyler düşünüyorum Ağaçların yaprakları dökülmeğe başladı Keskin poyrazlar esiyor kuzeyden Kuşlar durmadan göç ediyor Ara sıra düşenler oluyor yorgun ya da yaralı Tutup okşuyorum tüylerini, gagalarından öpüyorum Ve diyorum ki Sana kavuşmak için bir göçmen kuş olmalı İşte böyle Günler, haftalar geçip gidiveriyor Saçım, sakalım birbirine karıştı
Şiir
Acının Rengi
“ ..ey acılara tat veren güzellik Yüreğimize hoşgeldin Geldin de Çiçekli dallara döndürdün öfkemizi Artık ister dolu yağsın ömrümüze İsterse kar Biz ki bildikten sonra sevmeyi Bütün sabahlar Acı renginde olsa ne çıkar.” Adnan Yücel
Şiir
ÖLÜMÜM BAHAR OLSA
“ Kuş kanadında bir bulut mu yalnızlık Belirsiz bir hüzün çiseliyor yine Düş yorgunu kirpiklerden akşam üstüne Kaya çatlağında köknar çılgınlığı benimki Kıraçlara kahreden tohum dargınlığı Yağmursuz gülmeyi bilmiyor ki kuraklık Beynimi yüreğime nasıl haykırsam bu akşam Bu akşam hiç yaşamamış olsam Bir badem çiçeği sürsem şimdi namluya Beynime sıksam Ölümüm bahar olsa nasıl anlaşılsam”
Şiir
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek -3
“Barış dedik bunca yıl Kardeşlik dedik-sevgi dedik Yepyeni umutlar doğurduk umut tacirlerinden Düştük peşlerine korkusuz Aç-susuz Ve en dikenli yollarda yalınayak Gelecekleri kapkara Dilleri yumuşak Yalanları güzel ve ak Girdiler dünyamıza alkışlanarak Onlarda barış dediler bizim gibi Kardeşlik dediler- sevgi dediler Hatta kurşun yağmuru akşamlara karşı Yalnızca gül ve güvercin dediler Sonra sığındıkları gizli beyler Defne dallarıyla tutuşturup ateşleri Güvercinleri pişirmeden yediler”
Şiir