Zekamızın olaylara ve dünya işlerine daha
elverişli bir hale getirebilmek için biraz
ağırlaştırmak, körleştirmek, onu bu karanlık ve
bayağı hayata uydurmak için karartmak ve
bulandırmak gereklidir. Nitekim gevşek ve
sıradan zekalar işleri daha kolaylıkla, daha
başarıyla çevirirler. Yüksek ve ince felsefi
düşünceler iş görmeye elverişli değildir. Keskin
bir düşünce inceliği, kabına sığmayan bir zeka
çevikliği, işlerimize engel olur. Dünya işlerini
daha hoyratça, daha gelişi güzel yürütmeli ve
her zaman talihe büyük bir pay bırakmalıdır.
İşleri derin, inceden inceye düşünüp
aydınlatmaya gerek yoktur. Birbirine zıt birçok
parlak düşünceler ve biçimler içinde insan
kendini kaybeder.
Kendimi olduğumdan az göstermek,
alçakgönüllülük değil, budalalıktır; kendine
değerinden az paha biçmek korkaklıktır,
pısırıklıktır. Aristoteles’e göre, hiçbir iyilik
sahtelikle bir arada gitmez; doğru hiçbir zaman
yanlışa yer vermez. Kendini olduğundan fazla
göstermek de, çoğu kez gururdan değil
budalalıktandır. Bence bu kendini beğenme
illetinin esası, kendinden pek fazla hoşlanmak,
kendi kendine hayasızca aşık olmaktır.
— Evlenen herkes mutlu mu ?
— Haklısın, evlenen herkes mutlu olmaz, ama burada yaşadıklarınla ölçülemeyecek kadar iyi bir hayat yaşarsın.
Sen sevdikten sonra mutlu olman önemli değildir. Bazen hayatın çektirdiği acılar da güzeldir.
Ama burası, iğrenç bir pislik yuvasından ibaret...