Kitapla ilgili hiçbir fikrim yoktu. Beni Jane Eyre gibi güçlü bir karakter karşılar sanıyordum ve tabi yazara güveniyordum.
Çağımızın en büyük sorunlarından birini öyle etkileyici bir olay örgüsüyle anlatmış ki okurken söylenip dursam da büyük bir saygıyla sonlardım.
Bu sorun bazılarına göre aşk olabilir bazıları farklı şekilde bakmak isteyebilir ama bana göre tamamiyle "Aile" kavramı üzerine bir sorundu.
Mutsuz bir aileyle başladı. Mutlu bir aileyle bitirdi.
Anlamak isteyene çok fazla ders içeren didaktik bir kitap. Aynı zamanda Felsefik, Sosyolojik, Psikolojik...
Tolstoy gerçekten bir düşünce insanı. Saymaya kalksam aklıma gelmeyecek kadar çok karakteri kitaba dahil ederek, onların tüm fiziksel ve ruhi durumlarını insana aktaran kalemsel bir zekaya sahip. Muaazzam bir yetenek. Gene her şeyiyle içinde yaşadığım bir kitap oldu.
Aldatan ve aldatmayı haklı gören bir kocadan, aldatılan ve bunu haketmeyen bir başka kocaya...
Aldatan bir kadından, çocukları için mücadele veren ailesini bir arada tutmaya çalışan bir başka kadına...
Bütün bu karmaşa ortasında tertemiz ve olması gerektiği gibi ilerleyen bir başka ilişkiye Levin ve Kiti evliliğiyle aile bağlarının önemini aile içindeki huzurun o ailede yetişen çocukta oluşturduğu manevi ve sarsılmaz güce değindi.
Kitapta karakterler üzerinden çok önemli mesajlar da verildi tabi ki. Kadın hakları ve boşanma mevzusu, sosyete ve halk arasındaki uçurum, köy ve kent hayatı, savaş ve insanlardaki psikolojik etkisi, inanç, inançsızlık...ve daha fazlası... Dolu dolu bir kitaptı dönüp baktığımda.
Kadın hakları konusunda geçen aşağılayıcı söylemlerde gene sinir kat sayım yükseldi...
Ama şu daha sinir bozucu bir durumdu. Sosyete de herkes birbirini aldatıp metres hayatı yaşarken Anna'nın açık yüreklilikle duygularının peşinden gitmesi