Bütün linguistler gibi Mösyö Grimm de dillerin tarihinde ileriye doğru gidildikçe dillerin sentez gücünün, zenginliğinin ve karmaşıklığının arttığını gayet iyi bilir; fakat Grimm tümevarımda sonuna kadar gitmeyi reddeder. Dillerin bu ilerlemesinden, şayet bilebilseydik ilk dilin aşırı zenginleşmiş hâli olacağı sonucunu çıkarmak yerine, Grimm duraksar ve dilin sentez yapan evresinden önce, hiçbir pozitif olgunun gerçekliğini kanıtlamadığı bir ‘çocukluk’ evresini varsayar.
Demek ki dil asla, insan zekâsının icat ettiği şeyler gibi tarihte belirli bir anda tezahür etmiş değildir; dil konuşulduğu anda doğar; özü, ebediyen doğup durmaktır. Bugün hâlâ erişkin insanda dili üreten psikolojik yasalar, çocuğun dili öğrendiği sırada egemen olan ve dilin ilk yaratılmasında egemen olmuş yasalardır.