Eray

Eray
@Ery94
" Gençsin patron," dedi. Sesi acı ve öfkeli bir ton almıştı. "Gençsin, sağlamsın, iyi yiyip içiyorsun, havayı iyi dolduruyorsun ciğerlerine, boyuna güç topluyorsun, ama ne işe yarıyor bütün bunlar? Yalnız başına uyuyorsun. Yazık değil mi bu güce? Hemen bu akşam kalk, vakit kaybetme; dünya düzdür patron, sana kaç kere söyleyeceğim? Karıştırma şunu!"
Sayfa 125 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
" Hayır, özgür değilsin," dedi. " Senin bağlı bulunduğun ip, öbür insanlarınkinden biraz daha uzun; hepsi bu kadar! Senin patron, uzun ipin var, gidip geliyor, kendini özgür sanıyorsun. İpi koparmadın mıydı da..." Zorba'nın sözleri, içimdeki açık bir yaraya dokunup acıttıkları için inatla, " Bir gün koparacağım!" dedim. " Güç, patron, çok güç! Bunun için delilik gerek, delilik, duyuyor musun? Ya hep ya hiç! Ama sende beyin var ve seni bu yiyecek. Aklın bakkal senin, defter tutuyor, bu kadar verdim, bu kadar aldım; kar şu kadar, zarara bu kadar diye yazıyor. Yani, iyi bir sahip, her işi sermiyor, her zaman arkayı kolluyor. Hayır ipi koparmıyor rezil, onu sıkı sıkı elinde tutuyor, kaçırırsa mahvoldu demektir zavallı, mahvoldu demektir! Ama, ipi koparmadıkça, hayatın ne tadı vardır, söyler misin bana? Papatya papatyacıktır; rom değil ki dünyayı altüst etsin!"
Sayfa 307 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Yatağıma uzandım, lambayı söndürdüm ve yine o benim sefil, insanlık dışı yolumda ilerleyerek, gerçeği değiştirmeye, onu kanından, etinden, kemiklerinden soyutlayıp oradan evrensel yasalarla bağ kurmaya başladım; ta ki her ne olmuşsa, gerekli olduğu için olmuştur gibi korkunç sonuca varana kadar. Dahası var, olanlar, evrensel uyum için de yardımcı olmuştur. Ve şu sonuca, şu iğrenç avuntuya ulaştım: Bütün bu olanlar, olması gerekenlerdi ve doğruydu.
Sayfa 256 - Can Yayınları·Kitabı okudu
" Kuzucuk Zorba oldu be, Zorba konuşuyor diyorum sana! Sen beni dinle önce, sonra istersen küfret. Ben bir Denizci Sinbad'ım; çok yer gezdiğim için değil, asla! Ama, çaldım, öldürdüm, yalan söyledim, bir sürü kadınla yattım. Bütün kutsal buyrukları çiğnedim. Kaç taneydi onlar? On mu? Neden yirmi, elli, yüz olmasın da, hepsini çiğnemeyeyim be? Ama, Tanrı varsa eğer, yarın onun önüne çıkmaktan da asla korkmayacağım. Anlaman için sana nasıl söylemeliyim bilmem ama, bütün bunların hiç önemi yok. Şimdi Tanrı, yeryüzündeki bazı ufacık kurtları gözetleyip de hesap tutmaya tenezzül eder mi hiç? Yanımızdakinin kurt yuvasına sataşıp üstünden geçtiğimiz ve çarşamba ile cuma günü bir lokma et yediğimize kızar, bizi azarlayıp tatlı canını üzer mi? Hay yok olasınız, azgın boğalar!" Ben onu kışkırtmak için, " İyi de Zorba," dedim, " Tanrı senin ne yediğini sormaz, ama ne yaptığını sorar!" " Ben de sana diyorum ki: Onu da sormaz! 'Peki, sen bunu nasıl biliyorsun be, cahil Zorba?' diyeceksin. Biliyorum işte! Çünkü benim iki oğlum olsa, biri namuslu, aile reisi, tutumlu, Tanrı'dan korkan; öteki boktan, haksızlık eden, yiyici, zampara, haydut olsa, elbet ikisini de soframa oturturdum. Ama biliyor musun, kalbim ikincisiyle olurdu. Herhalde bana benzediğinden olacak. Gece gündüz tapınan, mangır toplayan, ama kendi meleğine bir yudum su bile vermeyen Papaz Stefanos'tan Tanrı'ya benim daha yakın olmadığımı kim söyleyebilir sana ha? Kim söyleyebilir? Tanrı da tıpkı benim gibi eğleniyor, öldürüyor, haksızlık yapıyor, seviyor, çalışıyor, tutulması olanaksız kuşları kovalıyor. Hoşuna ne giderse onu yer o, hangi kadını isterse alır. Serin sular kadar hoş bir kadının yeryüzünde yürüdüğünü görünce kalbini sevinç sarar; birden yer açılır ve o kadın kaybolur. Nereye gider? Kim alır onu?
Sayfa 243 - Can Yayınları·Kitabı okudu
" Vatanım diyorsun... Kağıtlarının sana söylediği, incir çekirdeğini bile doldurmayan o boş sözlere kulak asıyorsun... Sen beni dinle; vatan var oldukça insan canavar kalacaktır, evcilleşmez canavar... Ama, şükür Tanrı'ya, kurtuldum, geçti! Ya sen?"
Sayfa 235 - Can Yayınları·Kitabı okudu