“Bu röportajlar diğer yazarlara özellikle inandıkları yoldan dönme noktasına geldiklerinden büyük bir cesaret kaynağı olmuştur. ‘Neden yazmak gibi acayip bir şey yapıyorum? Bu aslında hazmedemediğim bir sinir bozukluğu mu? Bütün günümü bir odanın içinde, gerçek olmayan birtakım insanlarla beraber geçirmemin ne anlamı var? Bunun dünyaya faydası ne? Hem sağlıksız değil mi? Neden bu kâğıt israfı?’
Her yazarın zaman zaman böyle düşünceleri olduğunu öğrenmek rahatlatıcıdır: ‘Sayfalara tiksinerek bakan tek kişi ben değilmişim.’ Sadece bu da değil, mesela iyi yazmakla ticari başarı arasında elle tutulur hiçbir pozitif bağ yoktur – iyi, kârlıya denk değildir– fakat aynı zamanda negatif bir bağ da yoktur–kârlı da kötüye denk değildir. Yani zamanla dikiş tutturan yazarların birkaç hurdaya çıkan denemesi olduğunu bilmek de rahatlatır. Hatta bazen –her zaman değil ama bazen– yazar onların hangileri olduğunu çok iyi bilir. Fakat bakın: Hurdalar kalıcıdır, biriken bu yazılarda hayat buluruz; zira tekrar tekrar yazmamıza rağmen bir türlü tatmin etmeyen başarısız denemelerden sonra gerçek bir başyapıt geliverir. Bu da yine cesaret vericidir.”
Margaret Atwood