Sena

Sena
@Esav
Yahudi cephesinden de İngilizlere, Hüseyni'nin öldürülmesi yönünde sürekli bir baskı vardı. Sonunda Churchill Hüseyni' nin öldürülme emrini onayladı. Buna göre Siyonistlerin İrgun Örgütü'nün lideri David Raziel ve ekibi serbest bırakılacak, Arap kıyafetlerine bürünerek müftüyü kaçırıp öldüreceklerdi. Ancak Raziel ve ekibi bu hain plan çerçevesinde yeni vazifeleri için yolculuk yaparken bir Alman savaş, uçağı tarafından vurulacak ve amaçlarına ulaşamadan imha olacaklardı.
Sayfa 131
Alıntı
Reklam
O günlerde yaşı çok genç olan Emin Hüseyni, Mısır el-Ezher Üniversitesi'nde okumaktaydı. Filistin davası için o günlerde makaleler yazmaya başlamıştı. Ancak patlak veren I. Dünya Savaşı, Emin Hüseyni'yi Çanakkale Cephesi'ne kadar götürecektir. Çanakkale'de cansiperane çarpışan yiğitleri gördüğü gibi bize ait değerlerden yoksun insanları da görmüştür. Bunu da şu cümlelerle kaleme almıştır: "Bazı zabitlerinin, o mukaddes ve mübarek meydanda, harp sahasında, çadırlardaki laubali halleri bana çok dokunmuştu. Namaz kılmamaları, içki sohbetleri, hatta çadırlarda, onlara içki sofrası, meze hazırlayan, hizmet eden neferleri görmek, bizleri çok üzmüştü. Benim gibi uzaktan, Kırım'dan, Dağıstan'dan, Kafkasya'dan gelen gönüllüler hep şikayetçi idiler." Çanakkale Cephesi sonrasında Teskilatı Mahsusa'ya giren Emin Hüseyni, Kudüs sorumlusu olarak atanmıştır.
Sayfa 127
Alıntı
Abdülkadir el-Hüseyni, Osmanlı paşası olan babası Musa Kazım Hüseyni'nin şehit düşerken kendisine verdiği, öğüdü hiçbir zaman unutmamıştır. İzzeddin Kassam'ın, 14 arkadaşı ile 500 İngiliz askeri tarafından şehit edilmesinden sonra onun bıraktığı izden gitmiştir. O da Filistinli mücahitlerin başına geçmiştir. 1937 yılındaki başkaldırıda birçok şehrin kontrolünü ele geçirmiştir. Bu çarpışmalarda yaralanmıştır. 1948 Savaşı'nda şehit düşmüş, Kudüs'e getirilen cenazesi babasının yanına, Babül-Hadid'in solundaki bu pencerenin içine defnedilmiştir.
Sayfa 126
Alıntı
"Filistin davasını boynuna emanet bırakıyorum,"
O günlerde Kudüs müftüsü olan Muhammed Emin el-Hüseyni, Kudüs belediye başkanlığı da yapmış olan 83 yaşındaki Musa Kâzim el-Hüseyni ve diğer ileri gelenler ile İngilizlere karşı direniş kararı aldı ve ilk gösteri Kudüs'te oldu. İngilizlerin saldırıları üzerine yaklaşık 30 kişi yaralandı. İkinci gösteri Yafada yapıldı. Bu kez İngiliz askerleri topluluğa ateş açtı. Bu ateş sonucu 35 Filistinli şehit düştü. Şehitler arasında ileri yaşına rağmen davası adına sokaklarda olan Musa Kazim Hüseyni de vardı. Son nefesini verirken yanında bulunan oğlu Abdülkadire, "Filistin davasını boynuna emanet bırakıyorum," demiştir. Cenazesi Mescid-i Aksa'nın içinde bulunan bir pencerenin içine defnedilmiştir.
Sayfa 125
Alıntı
Tarihler 20 Temmuz 1951'i göstermektedir. Günlerden cumadır. Ürdün Kral Abdullah cuma namazı için Mescid-i Aksa'ya gelmiştir. Ana kapıdan içeri girdiği sırada Filistinli bir genç öne çıkmış, tabancasını çekmiş ve tetiğe dokunurken, yıllar evvel Kral Abdullah'ın sürgündeki babası Şerif Hüseyin'in pişmanlık içinde söylediği sözlerin benzerlerini haykırmıştır, "Sen velinimetine ihanet ettin. Hainliğin bedeli ölümdür!"
Sayfa 120
Alıntı
Reklam