Sena

Sena
@Esav
Medresenin en ilginç detaylarından biri de, yapının Harem'e bakan yüzünde üstte gül pencere, altında üçlü pencere dizaynının altındaki kitabenin iki yanına konmuş olan çukandar armalardır. Çukandar bizim kültürümüzde Çevgan değneğine verilen isimdir. Orta Asya kökenli, Türklere ait bir spor olan Çevgan, ucu kıvrık bir sopayla at sırtında topu sürüp rakip kaleye göndermekten ibarettir. İşte bu hayırsever Memlüklü emirinin lakabı Mescid-i Aksa'daki medresesine arma olarak konmuştur. Filistinlilere bu armanın hikmetini sorduğumuzda, Türklerin zamanında Aksa avlusunda Çevgan oynadıklarını, Emir Çukandar'ın bu konuda çok mahir olduğu için bu sporla şöhret yaptığını ve Çevgan değneklerini kendisine arma olarak kabul ettiğini söylüyorlar.
Sayfa 81
Alıntı
Reklam
Ayrıca günümüzden sekiz asır önce bir kadının Mescid-i Aksa kutsal alanı içinde, vakfiyesi kendi adına düzenlenmiş bir bina vücuda getirip içinde medfun olması, medeniyetimizin kadınımıza verdiği değeri göstermesi bakımından son derece önemlidir.
Sayfa 78
Alıntı
Bu kaya parçası Kubbetü's-Sahra'nın bir kısmını kaplayan Kutsal Kaya'dan küçük bir parçadır. MÖ 586'da Babil Kralı Buhtunnasır Kudüs'ü işgal ettiğinde bu Kutsal Kayadan etkilenmiş ve bir parçasını başkentine götürmüştür. Yıllar sonra Babil Devleti yıkılıp serbest kalan Yahudilerin bir kısmı geri dönerken bu kayayı da yanlarında getirmiş, Süleyman Makamı olarak bilinen bu yere koymuş ve burada muhafaza etmiştir.
Sayfa 69
Alıntı
Gadiriyye Medresesi 1960'lı yıllarda talihsiz bir çökme yaşamış, yapının ikinci katı büyük oranda yok olmuştur. Filistinliler yapı tamamen yıkılmasın diye ön cephesini tahkim etmiş, tamir edilemeyecek kadar kötü durumda olan bazı kısımlarını yenilemiştir. Üst kat da tamamlanmak istenmiş, ancak İsrail hükümeti buna izin vermemistir.
Sayfa 37
Alıntı
Eski Mısır putperestliğinin tozlarını üzerinden silkemeyen bu neslin eğilip bükülmedeki zorluğu karşısında Hz. Musa, onlar yerine onların nesilleri ile ilgilenmeye başlamış, 40 senelik çöl imtihanlarında yepyeni bir nesil yetiştirmiştir. İşte Kudüs'e girecek olan kişiler bu nesilden çıkacaktır. Nihayet bu kavim içinde Eski Mısır ve putperestliği gören herkes ölmüş, geriye sadece bir kişi kalmıştır. Eski Mısır'ı bilen bu son kişinin de vefatı sonrasında Kudüs'e girilmiştir. Bu kişi Hz. Musa'dır. Rivayetlere göre Hz. Musa, bugün Ürdün topraklarında, Lut Gölü'nün Ürdün tarafındaki Nebi Dağı civarında vefat etmiştir.
Sayfa 15
Alıntı
Reklam