Sena

Sena
@Esav
Kudüs ilk kez, Firavunlar Dönemi Mısır'ın Orta Krallık yazıtlarında Rusalim adı ile geçer. Yahudiler bu şehre Yeruşelayim, Hristiyanlar Jarusselam, Müslümanlar ise Darü's-Selam derler. Yani her üç dinde de şehrin adı "Dostluk Şehri" anlamına gelir.
Sayfa 13
Alıntı
Reklam
Hz. Hatice (ra)
Bir gün hücre-i saadetin dışından biri içeriye girmek için izin istedi. O anda Allah Resûlü, Âişe'nin odasındaydı. Efendimiz (sas) dışarıdan izin isteyen sesi duyar duymaz bir anda ayağa kalktı: "Allah'ım! Bu izin isteyiş evimin sultanı Hatice'nin izin isteyişidir. Muhakkak ki gelen Hatice'nin kız kardeşi Hâle'dir. Allah'ım! Ne olur gelen Hale olsun."dedi.
Sayfa 50
Hz. Hatice (ra)
Efendimiz (sas) vahyin bu ilk sözleri altında ezilmiş, ter içinde kalmış, ne yapacağını şaşırmış, bu ağır ve zor görevin altında bir beşer olarak sıkıntıların en büyüğünü yaşıyordu. Kendini zorlukla mağaranın dışına atmış ve aşağıya doğru inmeye başlamıştı. Yürüdükçe daha da zorlanıyor, gaibten bazı sesler duyuyor; taşın, ağacın, toprağın yani tüm varlığın dilinden "es-Selamu aleyke ya Resûlullah!/Sana selam olsun ey Allah'ın elçisi!" nidalarını işitiyordu.
Sayfa 57
Hz. Musa, kahinlere asalarını atmalarını söyler. Kâhinlerin attıkları asaları, sihirlerinden dolayı hızla hareket eden bir yılan gibi görünürler. İzleyenlerin ağızları korkudan açık kalır. Bunun üzerine Hz. Musa sağ elindeki asayı yere atar, yılana dönüşen asa onların yaptığı şeylerinin hepsini yutar. Bunu gören kahinler hemen Hz. Musa'nin Rabbine inanarak iman ederler. Bu kahinler, sihirbazlık konusunda dünyanın en iyi sihirbazlarındandırlar ve her türlü sihri bilirler. Bu yüzden Hz. Musa'nın yaptığı şeyin sihir olmadığını, bunun ancak Tanrının işi olabileceğini anlamışlardır. Bu mucizenin hemen ardından iman etmelerinin sebebi budur.
Sayfa 46
Alıntı
Güçlü olmak demek, İskender ya da Moğollar gibi güçlü ordularla dünyayı talan etmek demek değil, güç ve kudretin zirvesindeyken bile o gücü sana bahşedenin farkında olmak demektir.
Sayfa 277
Alıntı
Reklam