Sena

Sena
@Esav
İlginç olan şudur ki bütün dünya Müslümanlığı içinde, bu Mukaddes Kaya’ya Muallak Kayası diyen tek toplum biziz, yani Anadolu’daki Türkler. Muallak, havada duran anlamına gelir. Rivayetlere göre Peygamber Efendimiz (sas) Mirac’a yükselirken bu kaya da O’nun arkasından gelmek için yükselir. Efendimiz (sas) eliyle durmasını işaret eder ve taş durur. Ancak o esnada yerden biraz havalandığı için askıda duruyor gibidir.
Sayfa 276
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Suudi Arabistan’ın kralları Suud kabilesine, Ürdün kralları ise Hâşimi kabilesine mensuptur. Yani aslında her iki kabile de Osmanlı döneminde Arap Yarımadası’nda yaşayan ailelerdir. I. Dünya Savaşı yıllarında Hâşimiler, Şerif Hüseyin ile birlikte Osmanlı’ya karşı ayaklanmış ve İngilizlerden Arabistan, Ürdün ve Irak devletlerini koparmıştır. Ancak bir süre sonra baba Şerif Hüseyin İngilizleri rahatsız edip halifelik maceralarına girince Arap Yarımadası’ndaki Suud kabilesini destekleyen İngilizler Şerif Hüseyin’i Suudlara devirtip Kıbrıs’a sürgün etmiş, yerine Suudları Arap Yarımadası’nın kralı ilan etmiştir. Yani Hâşimiler ile Suudların ezelî bir düşmanlığı vardır. Dolayısıyla o günlerde Ürdün’ün elinde olan Kudüs ve bu şehrin sembolü olan Kubbetü’s-Sahra’nın Suudlar tarafından altınla kaplanması Ürdün kraliyetinin kabul edebileceği bir şey değildir. Kral Hüseyin Londra’daki villasını acele ile satar ve bu satıştan eline 8 buçuk milyon dolar geçer. Bu meblağ ile Kubbetü’s-Sahra’nın kubbesi gerçek altınla kaplanır. Kaplama işi İrlandalı bir firmaya verilir. Pirinç levhalar saf bakırla kaplanır, bunların da üzerine bir tabaka nikel uygulanır.
Sayfa 274
Alıntı
Şam Emeviyye Camii'nde ve Mescid-i Aksa Kıble Camii'nin kubbesinin pandantiflerinde hâlâ görebileceğimiz yeşil ve sarı ağırlıklı, daha çok bitkisel bezemelerle süslü mozaiklerdir bunlar. Yapı içlerinde yüzyıllarca bozulmadan durabilen bu mozaikler bina dışında ne yazık ki çok daha hızlı yıpranmakta ve tahrip olmaktadır. Osmanlı dönemine gelindiğinde Kubbetü's-Sahra üzerindeki Emevi mozaikleri neredeyse yok olma durumuna gelmiştir. Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle bu mozaiklerin yerine Kubbetü's-Sahra'nın bütün dış duvarları Osmanlı çinileri ile kaplanmıştır. 45 bin parça çini kullanıldığı rivayet olunmaktadır. 16. yy'ın o muhteşem çinileri bugün hâlâ bütün canlılığıyla durmakta ve Kubbetü's-Sahra'nın güzelliğine güzellik katmaktadır.
Sayfa 270
Alıntı
Cemaleddin Ahmed’in anlattığına göre, zamanında Kubbetü’s-Sahra’nın kubbesinde Hz. İbrahim’in oğlu yerine kurban ettiği koçun boynuzları, Peygamber Efendimizn(sas) ve Hz. Ömer’in (ra) sancaklarıyla Sasanilerin adaleti ile meşhur hükümdarı Nurşirevan’ın tacı asılı imiş. Fakat sonradan Abbasiler bunları Mekke’ye götürüp Kâbe’nin içinde muhafaza etmeye başlamış.
Sayfa 269
Alıntı
İbni Battuta Kudüs'ü ziyaretinde Mescid-i Aksa’ya uğramış, Kubbetü’s-Sahra ziyaretini anlatırken şu ifadeleri kullanmıştır: “Kubbede asılan demirden yapılma bir büyük kalkan vardır. İnsanlar bunun Peygamber’in (sas) amcası Hz. Hamza’ya (ra) ait olduğunu iddia eder.”
Sayfa 269
Alıntı