Yıllar önce bir tasavvuf kitabında okumuştum.Diyordu ki yazar; evren puzzle tahtası bizlerde onun parçalarıyız.Hepimizin yaratılma sebebi var.İlahi güç ve yaratıcı tarafından hepimiz birbirimizi tamamlıyoruz.Dünyaya gelmemiz asla tesadüf değil.
Bu sözden yola çıkarak esere gelmek istiyorum;Sayın Tunç, bunu anlatmak istemiş eserinde ne iyi de etmiş...
Geniş zamanı yaşıyoruz okurken toplam 280 karakterin bu oyunda rol oynadığına sahnesi bitenin gittiğine,kimisinin de zaman zaman hikayede ben geldim der gibi kendini hatırlattığı bu hikayenin bir ana karakteri yok malesef.Pardon var,okurlar yani bizleriz.Ana karakter rolünü iyi oynuyoruz ne yalan söyleyeyim.Çünkü okuyan her okur müthiş gözlemci...
Sayın Tunç; puzzle oyunu konusunda başarılı olduğunu kanıtlıyor adeta.Karakterlerin birbirine uyumu o kadar harika ki okurken sıkılmadan bir çırpıda okuyabilirsiniz.
Türkiye'nin panaromasını çizdiği,toplum statünün önemsenmediği,vatanımın her köşesinden "Nazım Hikmet' in memleketimin insan manzaraları kitabı" gibi yurttaşa yer verdiği bu muazzam eser bana şunu hatırlattı; insan olarak en büyük kötülüğü biz kendimize yapıyoruz. İnsan insanı ötekileştiriyor,eşit görmüyor ayrım yapıyor.Puzzle parçaları nasıl birbirinin aynısı değilse geometrik şekiller içeriyorsa insanların karakterleri de öyle diye düşünüyorum.
Son olarak Sayın Ayfer Tunç belli ki Goerge Perec'in 1978 yılında yayınlandığı "Yaşam Kullanma Kılavuzu" kitabından etkilenerek yazdığı aşikar.Perec, benzer hikayeyi apartmanda yaşayan sakinler üzerinden ele alırken,Tunç ise ruh hastanesinde yatan hastalar ve onların yakınları üzerinde kurgusunu kurarak okura vermiş.
Herhangi bir benzerlik olmadığını söyleyebilirim,bu kitabı da okumanızı tavsiye ederim.
İki yazarın kullandığı teknik aynı teknik sadece.Çok da güzel olmuş