Öncelikle romana başladığımda ana karakter olan Ahmet'e karşı bir ön yargı oluştu içimde. Genelde kitap karakterlerini sevmesem bile onları anlamak isterim ancak Ahmet'te durum farklı oldu, bu da okumamı yavaşlatan bir etkendi. Ancak sadece bu değil romanın ilerleyişinin sadece bir "merak" üzerine kurulması romandan soğutan bir diğer etkendi.
Sürükleyici mi? Benim için değil. Ama kafama taksam ve sadece merak duygusuna odaklansam sürükleyici olduğunu söyleyebilirdim.
Romanda bir katil kim? sorusu mevcut. Ama çok da umursanmıyor gibi. Arada hatırlatılıyor bu durum. Bir de "kardeş"in hikayesi var ki gerçekten beni okurken yordu. Sürükleyici olsun diye "arkası yarın" mantığıyla kesilmiş anlatımlar ve arkasını getirmeden önce araya zoraki serpiştirilmiş cümleler beni hayal kırıklığına uğrattı. Okurken "Haydi devam et!" ya da "Of bir an önce okumalıyım." dan çok "Amaaan romanı doldurmak için yine arkası yarınlar başladı." havasına büründüm. Tipik bir dizi arası para için yayımlanan reklam kuşağı gibiydi bu aralar. Hiç hoşlanmadım.
Ahmet karakterinin ve kardeşinin duygularını,hislerini anlatış şekilleri başarılıydı. Psikolojik olarak güzel betimlenmişti.
Köpeğin isminin Kerberos olması hem "tanım" hem de "mitolojik" olarak kitaba uyumluydu ama "Ee, napalm şimdi?" dedirtti.
Kitaptaki katil dışında olan "Şaşırtıcı unsur"u maalesef kitabın başında tahmin etmiştim ama bu kadar da basit olmaz diyip okumaya devam etmiştim. Meğer öyleymiş. Gururlanmak şöyle dursun bunu tahmin etmek üzücü oldu benim için. Çünkü çok basitti.
Katilin açıklanma şekli ilkokul hatıra defterimi hatırlattı:
"Seviyorum ama kimi?
En tatlı birisini
Nasıl anlatsam sana
İlk harflerine baksana!"
Gerçekten bu edebiyat mı?
Bu kitaba 5 vermemin en büyük nedeni günlük yazarken bana katkı sağladığını hissetmemdir.