Maalouf'un okumuş olduğum ikinci kitabıydı. İlk okuduğum eseri ise Doğunun Limanları idi. Açıkçası kitapta geçen bir alıntı hoşuma gitmiş ve öyle almış, okumuştum o kitabını da. Maalouf da bilemediğim, sırrına vakıf olamadığım bir sihir var. Bu sihir olmasa sanırım kitabı okumak gerçekten çok daha sıkıcı bir hâl alacaktı. Bir kitabı okurken iki halet i ruhiyeye bürünürüm, ilki hiç bitmesin diye yavaştan almak. İkincisi ise beni ittiği için yavaştan almak. İkimcisinde kitabı elime almadığım günlere hayıflanmam mesela. Maalesef ki Maalouf'un iki kitabı da bende öyle bir etki bıraktı. Lakin diğer taraftan kitabın sonunu merak etme duygusu daha baskın geldiği için bir buçuk haftada ancak okuyabildim. Genel itibariyle sıkıcı ama bir o kadar heyecanlı, aksiyonlu bir kitap idi. Belki bu kadar buhran hissetmeme sebep, kitabın ele aldığı dönemin buhranlı olmasıdır, kim bilir?