Dürüst olmak gerekirse yaşadığım can sıkıntısı bir yana, yüreğime acı veren büyük bir boşluk içindeydim. Bu boşluk dışarıdan gelen en küçük uyarıcıyla bile kendini besliyordu. Kendimi boş verdikçe hayatın döngüsünün hızla akıp gittiği o yerlere daha çok sürüklendim. Kendiniz bir şey yaşamıyorsanız başkalarının tutkulu huzursuzluğu, - müzik ya da drama gibi- sinir sistemini harekete geçirebilir.
Şehirde, herhangi bir yerde biriyle tanışmaktan bile kaçınıyordum. Çünkü benim yas tuttuğumu gördüklerinde diğer insanların yüzünde beliren o nazik sempatiye dayanamıyordum.