"Gel de şu insanoğlunu anla! Tanrıya inanmaz,ama burun kökü kaşınırsa öleceğine inanır;bir ozanın yalınlığın yüce bilgeliğini yansıttığını,baştan sona uyum içindeki yapıtını es geçer,bir gözü karanın eğip büzdüğü,iğdiş ettiği bir tuhaf yapıt üzerine,"İşte yüreklerin gizinin bilgisi! İşte gerçek yapıt"diye haykırır.Ömrü boyunca doktorları küçümser,sonunda çaresiz,tuh tuh diye insanın yüzüne tüküren üfürükçü koca karılara başvurmak zorunda kalır,hatta bunun da ötesine geçip kendisini ne idüğü belirsiz birtakım otlar kaynatır ve nedense özellikle bu karışımın hastalığına iyi geleceğine inanır"