Korku cezadan çok daha beterdir çünkü ceza bellidir,ağır da olsa hafif de hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.
Ama burda yeni bir öykü başlıyor:Bir insanın yavaş yavaş yenilenmesinin,yeni bir hayat bulmasının,bir dünyadan başka dünyaya geçmesinin,hiç bilmediği yepyeni bir gerçekle tanışmasının öyküsü...ve bu öykü yeni bir kitabın konusu olabilir. Bizim şimdiki öykümüzse burada bitiyor.
Ne var ki insan hayatında olduğu gibi tarihin akışı içinde de, pişmanlık yitip giden tek bir anı bile geri getirmez ve tek bir saatin içinde yitirilenler bin yıl geçse de elde edilemez.
"Gel de şu insanoğlunu anla! Tanrıya inanmaz,ama burun kökü kaşınırsa öleceğine inanır;bir ozanın yalınlığın yüce bilgeliğini yansıttığını,baştan sona uyum içindeki yapıtını es geçer,bir gözü karanın eğip büzdüğü,iğdiş ettiği bir tuhaf yapıt üzerine,"İşte yüreklerin gizinin bilgisi! İşte gerçek yapıt"diye haykırır.Ömrü boyunca doktorları küçümser,sonunda çaresiz,tuh tuh diye insanın yüzüne tüküren üfürükçü koca karılara başvurmak zorunda kalır,hatta bunun da ötesine geçip kendisini ne idüğü belirsiz birtakım otlar kaynatır ve nedense özellikle bu karışımın hastalığına iyi geleceğine inanır"