"Müzikte ahengin kulağa hoş gelebilmesi için öncesinde ahenksizlik olmalıymış. Bu sebeple müzikte ahenk ve ahenksizliğin bir arada var olması gerekiyormuş. Yaşamımızın da müzik gibi olduğunu söylüyor. Uyumdan önce uyumsuzluk olduğu için hayatlarımızın güzelliğini hissedebiliyormuşuz."
"Bir yetişkinmişim gibi yaşıyordum ancak aslında yetişkin değilmişim. Annemin tek sözüyle alaşağı olmuş durumdayım. Göremediğim bir engelle karşılaşmış gibi hissediyorum. Sorun şu ki, ayağa kalkabileceğimi biliyorum ama kalkmalı mıyım onu bilemiyorum. Ya ailem hayal kırıklığına uğrarsa, ya bundan sonra da onları memnun edemezsem diye düşünüp duruyorum. Yani ayağa kalkıp kendi yoluma devam etmem aileme karşı suç işliyormuşum gibi hissettiriyor."
Sırf yetersiz biri olduğum düşüncesinde kaybolmamalıyım. Hâlâ bir şansa sahip değil miyim? Eksik de olsam iyilik yapıp, güzellikle konuşamaz mıyım? Hayal kırıklığına sebep olan ben de bazen, sadece bazen iyi bir insan olamaz mıyım? Böyle düşününce yeniden hayat buluyor, gelecek günler için sabırsızlanmaya başlıyorum.
Bir keresinde, roman karakterlerinin hepsi biraz uyumsuz kimselerdir, o yüzden yaşamın içinden, sıradan insanları temsil ederler demiştin ya. Hepimiz uyumsuz olduğumuz için birbirimize çarpınca incinip incitiyoruz işte. Bu senin de sıradan bir insan olduğun anlamına geliyor. Hepimiz öyleyiz. Yaralayarak yaşıyoruz.