…
Evliliklerinin altın yılını kutlamışlardı ve birbirleri olmaksızın ya da birbirlerini düşünmeksizin bir an bile yaşamıyorlardı; yaşadıkları ilerledikçe de bunun daha fazla bilincine varıyorlardı .
.
…
Çünkü kent, onun kendi, zamanın kıyısında hiç değişmeden varlığını sürdürüyordu: içinde çiçeklerin paslandığı, tozun bozulduğu, solmuş defnelerle kokuşmuş bataklıklar arasında usul usul yaşlanmaktan başka, dört yüzyıldır hiçbir şeyin olmadığı, gece ürkülerine, ergenliğin yalnız hazlarına karşı duyarsız bir kent.
.