Gerçekliği doğru dürüst anlamanın tek yolu Twitter'ın verdiği mesajların tam aksini benimsemekten geçiyor. Dünya karmaşık bir yer ve anlaşılması için odaklanma gerekiyor: yavaş yavaş
düşünülmesi ve kavranması gerekiyor, en önemlisi de, doğrular ilk ifade edildiklerinde rağbet görmezler. Kendi hayatımda Twitter'da takipçi sayısı ve retweeı'ler bakımından en başarılı olduğum zamanların insan olarak en işe yaramaz olduğum zamanlara karşılık
geldiğini fark ettim: Dikkat eksikliği çektiğim, basite kaçtığım, iğneleyici
olduğum zamanlardı bunlar. Sitede ufak tefek içgörülere rastladığınız da oluyor elbette ama enformasyon edinmenin hakim biçimi bu olduğunda, düşünmenizin niteliğinin hızla düştüğüne inanıyorum.
Akışın amacı akışı devam ettirmek;
bir doruk veya ütopya aramak değil akışın içinde kalmak. Yukarı çıkmak değil devamlı akış halinde olmak; akışa devam etmek için yukarı çıkıyorsunuz.
Onca zamandır Twitter'ın zaman akışı gibi çok hızlı ve çok geçici şeylere bakıp duruyordum. Bakışınız hızla akan şeylere takılıp kaldığında kendinizi endişeli, telaşlı hissediyorsunuz; hareket etmezseniz, ellerinizi sallamazsanız,
bağımazsanız sürüklenip gidecekmiş gibi. Şimdiyse çok eski ve çok kalıcı bir şeye bakar haldeydim. Bu okyanus benden çok önceleri buradaydı, diye düşündüm, benim ufak tefek kaygılarım unutulup gittikten çok sonra da burada olacak. Twitter size, tüm dünya kafayı sizinle ve küçük egonuzla bozmuş, sizi seviyor, sizden nefret ediyor, şu an sizden bahsediyor gibi hissettiriyor. Okyanus ise dünya sizi yumuşak, islak ve sicak bir kayıtsızlıkla selamlıyormuş gibi hissettiriyor. Avazınız çıktığı kadar bağırsanız da karşılık vereceği yok.
"Böyle yaşanmaz!" dedim. “Ânı yaşamayı bilmiyorsun! Hayatını kaçırıyorsun! Bir şeyler kaçırmaktan korktuğun için o ekrana bakıp duruyorsun! Asıl böyle yaparak kaçınıyorsun! Bir tanecik hayatını kaçırıyorsun! Gözünün önünde duran şeyleri, çocukluğundan beri görmek istediğin şeyleri göremiyorsun! Bu insanların hiçbiri göremiyor! Hallerine baksana!"