"Tuhaf şey,kiyametinizin yaklaştığını bildiğinizde bütün anlar kıymete biniyor,hiçbirini ziyan etmek istemiyorsunuz.Ama sonra ölüm yine ırak olduğu varsayılan meçhul bir vakte ertelenince,tek yaptığınız,hızla tüketirseniz çok arzu ettiğiniz bir yere ulaşacakmışsınız gibi,günleri bozuk para misali harcamaya çalışmak oluyor.Varacağınız istasyonun boyunuza göre kazılmış bir çukur olduğunu unutup,süratle eritmeye bakıyorsunuz zamanı."
"Bir tür soygun ganimetiydi nihayetinde zaman.Yağmalanmış bir şey.Biz onu dünyadan arakladığımızı sanırken,dünya ömrümüzden tırtıklardı.Biz ona yaslanıp bir şeylerin başlamasını beklerken,o tüm varlığıyla bir şeyleri bitirmeye adanmıştı.Zekâyla kavranamayacak,bilmekle anlaşılamayacak,anlamakla hallolamayacak karışık işler.."
"Senin o karanlık dediğin şeyden herkeste var canım.Alayı da karanlığıyla yaşayıp karanlığıyla ölüyor.Televizyonda söylüyorlardı geçen,karadelikler yakınlarındaki yıldızlardan kopan parçaları yutarak büyüyormuş.Tıpkı insanlar gibi.İnsanlarda içlerinin karanlığını,ruhunu emdikleri başka insanların aydınlığıyla besliyor.Anlasana,herkes birbirinin katili.Ama sorsan,herkes Çobanyıldızı,herkes incitildi,herkes aldatıldı.Peki o zaman inciten kim,kim kırdı bunca insanı?Şunu kafana sok artık,kötülük bu türün hamurunda var."