Her şey için harcamaya kıyamadığı kendine özgü gülümsemesi ile bana baktığı . Bu gülümseme de bir duygu güneşi vardı ve ışığını benim üzerime serpmişti.
İçten duyulan nefret kolayca yerinden sökülemezdi. O taş gibi, şefkate kapalı, gözyaşıyla yumuşamayan gözlerinde, beni sonuna kadar kötü bir insan seveceğini görüyordum. Çünkü benim iyi olduğuma inanmak onu memnun edemez ,aksine utandırırdı.
Yüreğim yine sızlıyor, kendi yeryüzünde hedefsiz gibi dolaşan bir insan olarak hissediyordum. Ama kendime olan güvenim artmıştı. Ezilmekten o kadar korkmuyordum. Bana yapılan haksızlıkların açtığı o büyük yere artık kapanmış, içimdeki öfke ile de sönmüştü.