Çocuklar ezici çoğunluklarıyla bir eğilimler kargaşası sunarlar; zaten eğitimin de amacı bu karışıklığı bir düzene sokmak, istikrar ve birliği sağlamak değil midir? Hatta çoğunlukla, tam iş bitti sanılırken, çıkagelen ergenlik krizi fırtına gibi her şeyi alt üst eder: Yeniden kargaşa çıkar ve artık tek başına olan genç adam ahlaki birleştirme işini kendi üstlenmez, kendi karakterini yaratmazsa söz ettiğimiz o " kuklalardan" birine dönüşür.
O hüzünlü ay ışığında babasının boynuna sarılıp başını göğsüne yasladı. Tıpkı güneş ışığının- tıpkı fani insan ömrü denen o ışık gibi- gündoğdunda ve günbatımında da hüzünlü olması gibi , ay ışığı da hep hüzünlü değil midir zaten ?
O dilsiz dönemde ve o sağır şehirde bile kaldırımlardan yoksun daracık sokaklarda, çığrından çıkmış soyluların barbarca araba kullanarak avam tabakasından insanların hayatını tehlikeye attığı ve yaraladığına dair şikayetler duyulur sekilde dillendiriliyordu. Fakat bu meseleyi ikinci
kez düşünme zahmetine katlanacak kadar dikkate alanlarin sayisı gerçekten çok azdi ve tıpkı diğer meselelerde olduğu gibi, sefil halk, başının çaresine bakmak üzere kendi haline birakılıyordu..