Öncelikle belirtmeliyim ki bir psikolog olarak ağzımın suları aka aka okudum kitabı. Aslında daha evvel okumuş olmayı dilerdim fakat sınav illeti beni çok okumaktan hep alıkoydu. Bir kere kitabın karakterlerini oluşturan şahısların gerçek hayattaki işleriyle isimlerini duymuş olan bir okuyucunun merakını hemen cezbedecek bir başyapıt. Kitapta Sigmund Freud , Josef Breuer ve Nietzsche var daha ne olsun! İnsanlık tarihine düşünce ve felsefeleri işleriyle damga vurmuş insanları çoğu zaman pek gerçek hayattaki kişiler olarak hayal edemeyiz. Onlar kitabı varlıklardır ve nasıl ki ağaç kitap olduktan sonra oksijen üretmeyi bırakır kitaplara adı geçmiş zatlar da Etten kemikten varlıklar olmayı bırakır sonsuzluğa adlarını miras bırakırlar. Bu kitabın en sevdiğim yanı 3 dehayı kankam gibi hissetmeme sebep olacak şekilde içten ve dahiyane kurgulamış olması. Freud emicemi zaten seviyordum ama Allah şahidim Nietzsche'nin böyle buyurdu zerdüşt adlı kitabını okuyup da pek anlayamamış olmama rağmen Nietzsche de tüm kitaplarını okumak istediğim düşünürler arasına girmisti. Aykırılıkları ve uysal uygar yanlarıyla 3 adam da toplumdan ayrılmayı ve yine zamanın ruhuna ait olmayı da başarmış zatlar. Kendi adıma konuşacak olursam ben kitap karakterlerini dostluk özellikle entelektüel dostluk konusunda çok kıskandım. Hep benimle her türden mevzuyu tartışabilecek saygılı dostlar edinmek istemisimdir. Bu istegime az buçuk kavustugum anlar olsa da böylesine yoğun bir entelektüel atmosferi solumadim hiçbir derin düşünce dostumla. Velhasıl harkulade bir kurgu ve fikir ve felsefe, psikoloji içinde eritilmiş bir roman. Bir psikolog olarak kurgu bile olsa etik ahlakla ilgili önemli mesajlar verdiğini düşündüğüm için mesleğimi icra etmeye başladığımda örnek alabileceğim çok kıymetli dersler içeriyor.