“Bu dünyada yaşlılara yer yok. Belki onlara yer açmak isteyenlerin kalbinde hâlâ bir oda vardır.”
“Altı Harfli Bir Tatlı”, Selime Teyze’nin hikâyesi üzerinden yaşlılık, yalnızlık, aile bağları ve görünmez olma duygusunu oldukça dokunaklı bir şekilde ele alan bir roman.
Kitapta Selime Teyze, çocuklarının hayatında kendine yer bulamayan, onların gözünde varlığı giderek silikleşen bir anne olarak karşımıza çıkıyor. Bir gün hiç beklenmedik bir anda ortadan kaybolması ise yalnızca fiziksel bir kayboluş değil; aynı zamanda anlaşılmayı, fark edilmeyi ve değer görmeyi bekleyen bir insanın sessiz çığlığı gibi hissettiriyor.
Selime’nin yolu, annesiz büyümenin eksikliğini taşıyan Meltem ile kesişiyor. Biri evlatsız yaşlanmanın, diğeri annesiz büyümenin yarasını taşırken; iki farklı hayat, aynı evde ortak bir yalnızlıkta buluşuyor. Roman, okura yalnızca bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda “Yaşlılarımızı ne kadar görüyoruz?”, “Onların ihtiyaçlarını, bekleyişlerini ve sessiz kırgınlıklarını ne kadar fark ediyoruz?” sorularını da düşündürüyor.
Sade ama etkileyici anlatımıyla “Altı Harfli Bir Tatlı”, insanın kalbine dokunan, yaşlılara, aile ilişkilerine ve hayatın içinde unutulan duygulara yeniden bakmamızı sağlayan kıymetli bir eser.
“Bazen insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey büyük fedakârlıklar değil; hatırlanmak, aranmak, beklenmek ve bir kalpte kendine yer bulmaktır”