Hazret-i Ali, miras meselesinden evvel, sadece halifeliğin Beyt Ehline yakışacağı noktası üzerinde hissi bir içtihat sevkiyle Hazret-i Ebu Bekr'den uzak kalmış, miras meselesi ondan sonra çıkmış ve Hazret-i Fâtıma' nın teessürüü başlamış, bu arada Hazret-i Ali ilk içtihadından doğan küskünlüğünü yendiği halde sırf Peygamber kızı mübarek zevcesine saygısından ve gayet ulvî bir duygudan ötürü Ebu Bekr'e uzak kalmakta devam etmiş, muazzez kadın vefat edince de daha ulvî bir duygu ona hakkın tasdikini emretmiştir. Bu işin muhasebesi bu kadardır ve dâvanın her safhasında Ali, ulvîdir.