Esma GÜL

Esma GÜL

, bir kitap okudu
Puan vermedi·304 syf.·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 00:14
·
2026 1. kitabı
Maud Ankaoua
7.9/10 · 8,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Sana benim başkalarıyla olan ilişkilerimi değiştirmeni sağlayan üç anahtarı verebilirim: İlki, kesinlikle gördüğün dünyanın kurbanı değilsin. İçsel huzura erişmek için dünyayı bir tehdit olarak algılamaktan vazgeçip ona iyilikle bakman gerekir. Geçmiş deneyimlerinden aklında kalan tek şey 'sevgi' olsun. Geri kalan her şey çok gereksizdir ve zihnini yanlış inançlarla doldurmak tan başka bir işe yaramaz. Geçmiş, korkunun filtresiyle gerçeği değiştirir." "İkinci anahtar: Varsayımda bulunmaktan vazgeç! Başkalarının yaptıkları veya düşündükleri her şeyi yorumladığımın bilincine vardığımda, enerjimin büyük bir kısmını boşa harcadığımı anladım. Varsayımlarımın gerçek olduğuna inandığım için sürekli gerçekte olmayan sorunlar yaratıyordum. Durumu açıklığa kavuşturmak yerine, arkalarından konuşarak kendi yazdığım senaryoların kahramanlarına öfke duyuyordum." "Üçüncü anahtar: Her şeyi yargılamaktan vazgeçtiğimde bir şeyleri haklı çıkarma ihtiyacından da kurtuldum. Her konuda sürekli hakemlik ediyordum: Bu iyi, bu kötü. Baş kalarının iyi veya kötü özellikleri hakkında da sürekli hüküm veriyordum. Beni rahatsız eden veya öfkelendiren her şeye eleştirel bir gözle bakıyordum, değil mi? Eğer huzur bulmak istiyorsak dünyaya iyilik dolu gözlerle ve yargılamadan bakmak şarttır. Ancak bu şekilde haklı çıkma ihtiyacından kurtulabiliriz."
"Gerçek, durumu nasıl algıladığımıza bağlıdır. Doğrularımız ve gerçeğimiz; geçmişimizin, aldığımız eğitimin, deneyimlerimizin süzgeciyle oluşur." ... "Gerçekten de güneş var ama ben onu bulunduğum yerden göremiyorum." "Evet, pencerenden baktığında güneşi göremiyorsun ama mesela o an bulutların üzerindeki bir uçakta bulunsaydın güneş gözünü kamaştırıyor olurdu, değil mi? Aynı şekilde, herhangi bir durum karşısında durduğumuz yerden bakıp gerçeğin ne olduğunu bilmemiz imkânsızdır."
"İçinizden birinin, haklı veya haksız olduğunu düşünüyor musunuz? Bulunduğunuz yere göre farklı görüşlere sahipsiniz. Unutmamanız gereken tek şey, gerçeğin görüş açılarımıza göre farklılaşabileceği."
Refleks inançlar; elimizdekini kaybetmek, asla tatmin olmamak, diğerlerinin sahip olduklarına gıpta etmek gibi daha başka korkuları besliyordu. Güven hâlinde olduğumuzda ise tam tersine, hayatımız, verdiğimiz ölçüde zenginleşiyordu. Paylaşmanın zevki başka hiçbir şeyde yoktu. Sevgi bizi fakirleştirmez, aksine verdikçe çoğalır, asla tükenmezdi. Zamanımızı, gülümsememizi, paramızı paylaştığımızda evrenin sonsuz kaynağına ulaşırdık. Kısacası güven hâli, berekete dayalıydı ve kaynağını bizden alıyordu; buna karşın refleks inanç, yoksunluk korkusuna dayalıydı ve dışarıdaki kalıntılardan besleniyordu. Anladığım kadarıyla önümde iki kapı bulunuyordu. Her an bu iki kapıdan birini açmak benim seçimime kalmıştı. Ya beni "sevgiye" ulaştıracak kapıyı açardım ya da beni "korkunun" prizmasına hapsedecek olanı.