Musiki, Konstantiniyye ve mevleviliğin en kallavisinden harmanlanmış sessizliğin romanı bu, bir suskunun sözleri bunlar..
Usta, zamanı yine bir sarkaç gibi kullanmış bir ileri bir geri bütün taşlar sona doğru oturuyor haz o vakit tamamlanıyor. Roman biraz fantastik; asımın hayaleti var, biraz klasik; türk musikisinin birbirinden fiyakalı isimli makamları var, biraz tarihî; Eminönüden yola çıkan eflatun sizi gezdirdiği Eski İstanbul var, biraz dini; Batın hazretleri ve tağut rolünde Hak ile Şeytanın yansıması var, Fikiha gönderme var, tasavvufa yönelme var... hepsinden öte kitabı okumaya başladığınız an bitene dek kulaklarınızda bir ney semaisi var
Ana tema sessizliği dinlemek, karanlığı görmek gibi haller ile tam da "tanrıda olmak"
Rollerle gönderme yaptığı yerler şahane mesela; ah beybaba! ah be babalık! niye çamura yattın? Hz İsa'nın tanrım, tanrım beni neden yalnız bıraktın hitabı (bkz: eli eli lema sevaktani) veyahut Zahirin kavun ve rakı ile et ve kanına benzetmesi.
Hasılı İhsan Baba, 268 sayfa boyunca konuşup en sonunda sanırım gerçeği anlatmanın tek yolu susmak diyen bir filozof :)