"Ölmem sana acı verecek olsaydı eğer o zaman ölmezdim" cümlesini kurduran bir aşk... Tutkulu ama kırgın bir aşk... Favori Zweig kitaplarım listesindeki yerini aldı. Bilinmeyen kadının mektubunu okuduğunuz zaman kadının geçen bunca zamanda neler hissettiğini birebir hissedebiliyorsunuz. Zweig'ın anlatımı bu his geçişine yine ve yine olanak sağlamış. Zaten bu sebeple favorim. Yoksa beni ağlatan ve kalbimi şişiren konusuyla acı çekmeyi en iyiler listeme alacak değilim. Evet. Hayatımda ilk defa bir kitapla bu deneyimi yaşıyorum. Basbayağı ağladım. Bu kıvamda bir aşk. His selini bırakıp da alıntı yazamadığım bir kitap. Bir çırpıda okunur. Tüm ısrarcılığımla tavsiyemdir.
Son olarak imzasını atmam gerekirse de "This is love" diyebilirim.
6 farklı öyküden oluşan bu klasiğin hiç ağır olmadığını söyleyebilirim. Öykülerin vermek istediği mesajları açıkça yazmış Tolstoy. Okuması kolay ancak mesajı almak için üzerine düşünme zahmeti vermemize pek gerek olmayan, bu keyfi pek hissedemeyeceğimiz bir kitap bırakmış bize. Biraz daha derin olmasını tercih edebilirdim ancak bu haliyle de keyif aldım. Sevmek, kusur göstermek yerine kusur örtmek, açgözlü olmamak, hayatın özünü yaşamak... Öykülerdeki öğretileri benimsemiş bir toplumda yaşasak ne güzel olurmuş diye sıkça iç çektiren bu kitabı klasik okumak isteyenlere önerebilirim. Tam anlamıyla bir ısınma kitabı.