Bir de şunu hatırlıyorum: Bana heyecanhı heyecanlı bir sey anlatırken uzanıp onu öptüğümü. Kalbimin bu temasla bir anlığına ışıldadığını. Pelür kâğıda sarılı narin bir esyayı uzatır gibi bir öpüştü bu. Karşılık beklemeyen, ne önü ne arkası, ne berisi ne gerisi var, uzay boşluğunda, hiçbir düşünceye, isteğe, arzuya, dünyevi plana iliştirilmemiş, kendi halinde, akılsız fikirsiz, küçük bir buse.
Sahici bir karşılaşmaydı bizimki, birinin diğerine muhtaç kaldığı, birinin diğerine emanet edildiği, birinin diğerine razı geldi bir ilişki değildi. Ben eskiden sandığımın aksine, herhangi bir yere iyileşmeden, herhangi bir toplama ilave edilmeden de mevkutmuşum meğer.