Kitabın en etkileyici sözlerinden biriydi: “Ben bir insandım.” İnsanlığın zulmüne; inanışları yüzünden eziyet gören, çeşitli işkencelere maruz kalan insanların dramına oldukça etkileyici bir kalemle değinmiş yazar.
“Harese nedir bilir misin oğlum? Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir.”
Anlatılanları özetleyen bu sözlerle beraber bütün eser okurken adeta içine çekiyor, o acıyı üzüntüyü derinden hissettiriyor ve akıcı diliyle de bir solukta bitirmenizi sağlıyor. Güncel konulara da ışık tutması yönüyle kesinlikle okunmasını tavsiye ederim.